İsmine şiirler yazılmış olan İstanbul’un tarihi semtlerinden Çengelköy’de sıcacık bir mekana yolumuz düşüyor. Girer girmez ortamdaki sıcaklık bizi de sarıyor. Böreğini, simidini alıp gelenler boğazın en güzel yerinde sohbet edip çaylarını yudumluyorlar. Tarihi Çınaraltı Aile Çay Bahçesi’nin işletmecisi Fikret Morgül güzel bir enerjiyle bizi karşılıyor. Biz de kendisiyle koyu bir sohbete koyuluyoruz.
Fikret Bey bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
1961 Çayeli doğumluyum.1970 yılında İstanbul’a geldim o tarihten itibaren aile olarak Çengelköy’deyiz. Hem iş yerimiz hem evimiz burada. 94 yılından sonra bu işletmeyi biz devir aldık ve aile işletmesi olarak devam ediyoruz.
İşletmeniz hakkında bilgi verir misiniz?
Daha önce köyün insanları tarafından kahve olarak kullanılırdı biz devraldıktan sonra müşteri kitlesi değişti. İnsanların sohbet etsin kendi aralarında dertleşsinler diye şarkı yayını yapmıyoruz. İnsanların dışarıdan yiyecek getirmelerine müsaade ediyoruz. Çorbayı içecekten saymıyoruz onu bile getirebilirsiniz dedik ama içecek getirmeyin onu da biz size satalım. 40’a yakın personelimiz var. 4 ayrı mekana kira veriyoruz. Dolayısıyla bu kadar işin altından kalmak kolay değil. Hem ticaret yapıyoruz hem de insanlara hizmet vermeye çalışıyoruz.
Yaz kış 24 saat açık olarak hizmet veriyoruz. Aile olarak hizmet verdiğimiz için sorun olmuyor. İnsanların buluşma noktası diyebilirim.
Fotoğrafı büyük boyutta açUğraştığınız başka sektörler var mı?
Farklı ticari alanlarında tecrübelerimiz var. Biz 70 yılında çocuktuk çalışmaya başladık. Dur durak bilmeden çalışıyoruz ne kadar daha çalışacağız bilmiyorum. Buranın dışında abim Balıkesir Edremit’te inşaat sektöründe çalışıyor. Aile büyüdükçe Karadenizliliğinde verdiği bir refleks var kabımıza sığmıyoruz.
Sevilen bir esnaf olarak muhtarlık görevinde de bulunmuşsunuz.
1994 yılında Çengelköy mahallesinin muhtarı oldum. 2004 yılına kadar devam etti. Ben ilk girdiğimde % 48 oy aldım, ikinci girdiğimde %62 oy aldım. Üçüncü kez girseydim herhalde başka kimse aday olmazdı. İnsanlar bizi kabullendiler. Çünkü biz kimseyi ayırt etmedik, kimin ne olduğu bizi ilgilendirmedi, biz kime nasıl hizmet ederiz diye mücadele verdik ve onda da başarılı olduk.
İleriye dönük yapmayı düşündüğünüz başka yatırımlar var mı?
Buranın dışında bir şey düşünmüyoruz. Buranın alışılmış bir yapısı var ve bunu korumaya özen gösteriyoruz. Buranın sandalyelerini bile değiştirmiyoruz zaten müşterilerimizde değişiklik istemiyor. 1000 kişiyi misafir edebilecek kapasitemiz var. Bizim burada rezervasyon yapma şansımız yok. Herkes geldiği yerde oturacak. Bundan iki üç sene önce İstanbul Valisi Muammer Güler beyefendi geldi. Öne alma gibi bir şansımız yoktu. Yarım saat oturmaya niyetlendiler gece 3’te kalktılar (gülüyor). Burası da böyle bir yer.
Bir dönemin ünlü dizisi Süper Baba’nın burada çekildiğini biliyoruz. Size ne gibi katkıları oldu?
Süper Baba dizisi burada başlangıç açısından bize yardım etmiştir. O dönem başka dizide yoktu. Aile ortamın canlandıran bir ortamdı. Hala gelenler soruyorlar Fiko’nun Kahvesi mi diye? Benim ismimde Fikret olması dolayısıyla bizde diyoruz doğru Fiko’nun Kahvesi. Şevket Altuğ ve Sümer Tilmaç hala gelirler.
Fotoğrafı büyük boyutta açMekana ismini veren tarihi Çınar ağacı ve çevredeki tarihsel dokunun da işletmenize kattığı bir ayrıcalık vardır.
Tabi gözden kaçırmamız gereken bir ayrıntıda o. Takriben 800 yıllık bir çınarımız var. Onun gölgesindeyiz. Tarihten beri insanlar burayı çınar altı olarak biliyor. Çengelköy’le özdeşleşmiş bir yer. Gerçekten çok yaşlı bir çınarımız var. 1992 yılında diğer kahvenin üzerine giden dalı kırıldı. Bir kişi hayatını kaybetmişti bir kişide yaralanmıştı. Bu anlamda katil çınar diye isim yapmıştı. Çok şükür başka bir olumsuzluk yaşamadık ama uzanan dallarının kırılmasını önleyecek önlemler aldık. Hamdullah Paşa Camii de yine Çınaraltı Camii olarak anılıyor. Hamdullah Paşa Yalısı yanda. Böyle bir tarihi dokunun içerisindeyiz. Mutlaka bir ayrıcalık katıyor, insanlar bu çınarı görmeye geliyorlar.
Peki siz gelen müşterilerinize menünüzde neler sunuyorsunuz?
Bizim menümüz de balığından köftesine hatta menemenine kadar her şey var. Bizim menemenimiz sabah kahvaltısında çok tercih ediliyor. Uzak yerlerden gelip menemenimizi yiyen çok kişi var. Kahvaltı tabağımız var, kalamarımız var, yani bizim menümüz zengin ama insanları kısıtlamıyoruz bunu neden getiriyorsunuz diye. Sadece içecek getirmeyin diyoruz.
Eskiden simidimizi alıp gidebileceğimiz çay bahçeleri vardı. Burası belkide son kalan işletmelerden birisidir. Bu anlamda da ayrıcalıklı tabi.
Kesinlikle ayrıcalıklı. Neden çünkü insanlar rahat hissedecekleri yere gitmek istiyorlar. Tabi insanlar sadece rahat ettikleri için gelmiyorlar. Biz burayı açtıktan sonra Çaykur’un filiz çayını kullanıyoruz. Bunun faydasını görüyoruz. Çaykur’un çayı güzel bir çay. Bize birçok dostumuz geliyor, bizimde kendi çay fabrikamız var. Morgül Çay ama kullanmıyoruz niye aynı damak tadını yakalayabileceğimizi düşünmüyorum. Biz müşterilerimize bir damak tadı yakalatmışız bunu bozmak istemiyoruz ve bu anlamda da iddalıyız ve bunu da bozmayacağız.
Gerçekten çayınız çok güzel içince farkına vardık, peki bunu fark edip gelip hangi çayı kullanıyorsunuz, nasıl demliyorsunuz diye soran oluyor mu?
Onu zaman zaman soranlar oluyor. İnsanlarımız bunu merak etmiyorlar genelde, çayın tadını alıyor ama sormuyorlar.
Fotoğrafı büyük boyutta açPeki ne kadar çay tüketiliyor? Fiyatlar nasıl?
Yılda 2-3 ton çay kullanıyoruz herhalde. Eee tabi sadece çay satılmıyor. Bunun dışında ayranı var meşrubatı var. Bir bardak çay 1,5 lira büyük bardak çay 3 lira. Boğazın hiçbir yerinde bunu bulamazsınız. Bu fiyatlarla çay içemezsiniz boğazda. Mesela bir kahvaltı tabağı 8 lira. Bir çupra 12 lira. Akçabat köftesini kullanıyoruz. Porsiyonu 10 lira neredeyse maliyet fiyatına satıyoruz.
Peki Rize’ye özgü bir şey var mı menünüzde?
Yok o ayrı bir iş. Onu beceremedik. Ayrıcalık isteyen bir iş. Onun için ustalarımızın olması lazım. Şu anda bizim amacımız çayı insanlarımıza en iyi şekilde sunmak.
Bu da belki Rize için yapılacak en iyi işlerden biri.
Doğru çünkü biz çayı sevdirmeye çalışıyoruz. Hakikaten “bu çay içilir” denmesi önemli. Burada üretici firmayla tüketici firma arasında iyi bir bağ oluşması önemli.
Rize’yle bağlantınız nasıl peki?
Rize ile bağlantımız var ama biz gidemiyoruz. Buradaki işlerimiz yoğunluğundan en son iki sene önce gitmiştim. Tabi bunun üzüntüsü var.
Buraya gelen Rizeliler var mı?
Tabi, çok. Birçok Rizeli dostumuz, hemşerilerimiz zaman zaman gelirler otururlar hasret giderirler. Belki de o yüzden gidemiyoruz. Rize’den haberleri bu şekilde alıyoruz.
Son olarak demek istedikleriniz nelerdir?
İnsanları birbirine yakınlaştırdığınız için sizlere teşekkür ediyoruz.
Adres: Çengelköy Cad. Çınarlı Camii Sk. No: 4 Üsküdar/İstanbul Tel: 0216 422 10 36 E-mail: iletisim@cengelkoycinaralti.com