Rize ve Rizelilerin buluşma platformu · 2011'den beri
Ürünlerimiz

Ağızları Tatlandıran ‘Bal’

Bal, arılar tarafından çiçeklerden ve meyve tomurcuklarından alınarak yutulan nektarın, arıların bal midesi denilen organlarında invertaz enzimi sayesinde kimyasal değişime uğramasıyla oluşan ve kovandaki petek hücrelerine yerleştirilen çok faydalı bir besindir. Bu ansiklopedik tanımlamanın ardından diğer bir ifadeyle, ‘bal’ doğada, arıların çiçek nektarlarını bitkilerin veya bitkiler üzerinde yaşayan bazı canlıların salgılarını toplayıp sonra kendine özgü maddeler karıştırarak değişikliğe uğratıp bal peteklerine depoladıkları tatlı madde olarak tanımlanır. Balın rengi, şeker dengesi ve tadındaki farklılık tamamen toplanan nektarlardan kaynaklanmaktadır. Balın kokusunu, çiçeklerdeki aromalı volatin denilen yağ verir ki bu aynı zamanda çiçeklerin de kokularını sağlayan yağdır. Bal üretimi çok büyük bir çaba gerektirir.

Geçmişten Günümüze ‘Bal’

Eski çağlarda firavunları temsil eden imge arı sembolüydü. Gün geçtikçe bir toplumların şeker ihtiyacı dışında da farklı alanlarda balın faydalarından yararlanmaya çalıştıkları gözlemlenmektedir. Bunlardan bir kaçı: sağlık başta olmak üzere güzellik ve cilt bakımıdır. Antik çağlarda bala verilen önem o kadar fazlaydı ki mısırda bal Güneş Tanrısı Ra’nın “dünyadaki gözyaşları” olarak görülüyordu. II. Ramses dönemindeki memurların maaşlarının bir kısmı bal ile ödeniyordu ve bal çok değerli bir para birimiydi. 1 kavanoz bala çok rahat bir eşek veya inek alınabiliyordu.

Günümüzde de halen gerçek, saf olan balın azlığı ve fiyatı düşünüldüğü vakit geçmişten günümüze uzanan bu köprüde bal artarak yükselen grafiği ile tabiatın eşsiz değerlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Ağızları Tatlandıran ‘Bal’Fotoğrafı büyük boyutta aç

Bal Türleri ve İçeriği

Balın ilk akla gelen özelliği şüphesiz tatlı olmasıdır. Bunun sebebi ise balın içindeki üç şekerdir. Bu şekerler başta: Üzüm şekeri (% 34), sakroz (%2) ve levuloz (meyve şekeri % 40) bundan başka balın % 17 ‘si su geri kalan % 7’lik bölümü ise demir, sodyum, kükürt, magnezyum, fosfor, polen, manganez, alüminyum, gümüş, albumin, dekstril, azot, protein ve asitlerden oluşur. Balın kalitesini ise bu % 7’lik karışım belirler. Türlerine baktığımız zaman genel olarak 5’e ayrılır. Bunları çiçek (yayla) balı, çam balı, kestane balı, kekik balı, narenciye balı olarak tanımlayabiliriz.

Çiçek Balı: İç, Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgeleri’nin yüksek dağlarından özenle seçilen; çiçek florası bol olan, Türkiye’nin en verimli, yüksek yayla ve meralarında karma kır çiçeklerinden elde edilir.

Çam Balı: Ülkemizin akciğeri sayılan zengin orman bölgelerinin doğal ürünüdür. Çam balı diğer balların aksine çiçeklerden toplanan nektarlardan değil, arıların çam ağaçları üzerinde oluşan reçineleri işleyerek elde ettikleri salgı balı türüdür.

Ağızları Tatlandıran ‘Bal’Fotoğrafı büyük boyutta aç

Kestane balı: Fagaceae familyasının ballı olarak bilinen üç türünden biridir. Koyu kahve renkli, buruk biraz acı ve kestaneye özgü tadı ve kokusu olan bu bal, antiseptik özelliğiyle tanınır.

Kekik Balı: Kekik; genusun beş farklı türünden nektarlı bitki olarak bilinir. Yaygın olarak kırsal bölgelerde yetişen bir bitkidir. Ülkemizde öncelikle Ankara, Çankırı, Kastamonu, Bolu, Amasya, Trabzon ve Kütahya’nın tepe ve dağlarında doğal ortamda bol miktarda yetişir.

Narenciye Balı: Narenciye Balı, Akdeniz yöresine özgü bir baldır.

Mineral Deposu, Her derde deva

Bal, vitamin, mineral, aminoasit ve enzimler gibi pek çok yaşamsal madde içermektedir. Bal, temel karbonhidratların kaynağıdır. İçeriğinde yaklaşık %17 su, %82 karbonhidrat ve % 1 oranında da proteinler, aminoasitler, vitaminler ve mineraller bulunur. Bu Mineraller Potasyum, Klor, kükürt, kalsiyum, sodyum, fosfor, magnezyum, silis, demir, mangan ve bakır’dır. Bunlar içerisinde potasyum, kalsiyum ve fosfor fazla bulunmaktadır. Bir yemek kaşığı bal, 64 cal enerji sağlayarak kaslar için yakıt görevi yapmaktadır.

Yapılan araştırmalarda balın, midebağırsak sistemi üzerinde düzenleyici etki gösterdiği belirtilmiştir. Cilt üzerindeki olumlu etkilerinden dolayı pek çok kozmetik ürünün içeriğinde de bulunmaktadır.

Bu içerik Rizeliler Dergisi'nin Sayı 4 · Şubat 2012 · s. 60 sayfasında yayımlanmıştır. Metin dergi baskısından aktarılmıştır; özgün sayfa düzeni için sayının PDF'ine bakabilirsiniz.