Yazı: Fatih Sultan KarRizeliler Dergisi · Sayı 12 · Ekim 2012 · s. 46
öğretmenliği yapmıştır. Selanik’te Zihni Derin, 1880 yılında Muğla’da 1911’de Maide Hanımla evlenmiştir. doğmuştur. Babası Muğla’nın İki erkek bir kız çocukları olmuştur. Kuloğulları ailesinden Mehmet Ali 1914’den 1920’ye kadar, Zihni Derin Bey’dir. 1897’de Muğla İdadisi’nden, Bursa’da Sultani Mekteb-i’nde (Lise) ve 1900 de Selanik Ziraat Ameliyat Kız Öğretmen Okulunda Tabi İlimler Mektebi’nden, 1904 de Halkalı Ziraat okutmuş ve Bursa Milli Eğitim Müdür Mekteb-i Alisi’nden mezun olmuştur. Vekilliği görevinde bulunmuştur. 1905 yılında Aydın İli Orman ve Maden Muamelat Katipliği ile Devlet
Tarım Genel Müdürlüğü yaptı
Memurluğuna başlamıştır. Rodos’ta 1920’de Yunanlıların işgalinden hemen Akdeniz Adaları (o zamanki adıyla önce Bursa’dan ayrılıp, kara yolundan Cezayir-i Bahr-i Sefit) İli Orman Ankara’ya gelmiş; Milli Müfettiş Katipliğinde, Gediz Bizler onun Mücadele Hükümetinin ve Simav ilçeleri Orman kurduğu İktisat Müfettiş Vekaletinde bulun-
Genel Müdürü olmuştur. ilçelerde Orman Müfettişi 1924’e kadar bu görevde olmuştur. İki yılı geçince, kalmıştır. Ankara’da 1921 Akdeniz adaları İli Orman Nisanında bakanlıklar temsilciliklerinin Müfettişliğine aktarılmıştır. 1909’den 1912’ye kadar Selanik Ziraat Mekteb-i’n katıldığı bir komisyon kurulmuştu. Bu komisyona dönemin Ziraat Genel de Kimya, Ziraat Sanatları ve Jeoloji
Müdürü olarak İktisat Bakanlığı adına temsilci olarak katıldı. Komisyonda Rize ve çevresinin huzurlu bir yaşama kavuşabilmesi için öncelikle insanların geçimini sağlayacak iş ve çalışma imkânına kavuşturulması gerektiğini ileri sürdü. Komisyon bu görüşü kabul etti ve Zihni Derin’i bölgede inceleme yapması kararlaştırıldı.
Rize’de ilk teşebbüs başarısız oldu
Zihni Derin 1923 yılında Rize’ye gelir. Eski adı Garal Dağı olan hazineye ait bir bölgede 15 dekarlık arazi fidanlık işine tahsis edilir. Bölgede yaptığı incelemelerde bazı meraklıların Batum’dan dönüşlerinde getirdikleri ve diktikleri gayet iyi gelişmiş çay fidanlarıyla karşılaşır. Rize’de ziraat fen memurluğu yapan İbrahim’i Batum’a göndererek bir miktar çay fidanı ve tohumu ile mandalina çeşitleri getirerek fidanlığa diker. Zihni Derin Batum’a düzenlenen geziye katılır. Batum ve çevresinde Ruslar tarafından kurulmuş olan çay bahçelerini, çay fabrikasını ve Astropikal Bitkiler Araştırma İstasyonu’nu inceleyerek gerekli bilgilerle Rize’ye döner. Beraberinde çay tohumu, fidanları, narenciye ve bazı meyve çeşitleri, bambu rizomları ve bir Rus bahçıvanı ile Rize’ye gelir. Böylece fidanlık kurulmuştur. Zihni Derin bu Rus bahçıvana fidanlığı emanet eder. Ankara’daki görevine döner. Batum’dan sipariş edilen 500 bin tohum fidan haline getirilir ardından halka dağıtılır.
Ancak gerek halkın gerek devletin konuya yeterince eğilmemesinden teşebbüs başarısızlıkla sonuçlanır.
İlk çay kanunu
Zihni Derin, konuya hal çaresi bulmak için bir kanun teklifi hazırlar, bakanlık kanalıyla Meclis’e sunar. Bu tasarı, o dönemin Rize Mebuslarının desteğiyle 6 Şubat 1924 tarih ve 407 sayıyla kanunlaşır ve “Rize Vilayeti ile Borçka Kazasında; Fındık, Portakal, Limon, Mandalina, Çay Yetiştirilmesi Hakkındaki Kanun” adıyla yürürlüğe girer. Zihni Derin, sonraki 10 yıl boyunca tekrar öğretmenlik mesleğine döner.
Büyük mücadelelerle gelen başarı
1936’da Trakya’da İkinci Umumi Müfettişlik Ziraat Müşavirliğine atanır. 1937’de Tarım Bakanlığı Baş Müşavirliğine atanır. 1938’de Rize ve çevresinde kurulacak Zirai Teşkilat’ın Koordinatörlüğü görevi kendisine verilir.
Zihni Derin uzun yıllardan sonra tekrar Rize’dedir. Fidanlıkta bulunan iki ahşap evden birinin üst katındaki bir odaya yerleşmiş, alt kattaki odayı laboratuvar olarak kullanma hazırlığındadır. 1924 yılında Batum’dan getirdikleriyle oluşturduğu bahçeyi ve parselleri gezerken; çeşitli süs bitkilerinin, mandalina, greyfurt, ağaçkavunu, portakal, limon, bambu ve diğer meyvelerin küçük çaplı parsellerde yetiştirildiği birkaç yüz fidandan oluşan küçük bir çay bahçesinin gayet güzel yetişmiş ve sağlıklı görmek onu mutlu etmişti. 1946 yılı Ağustos. Zihni Hoca bölgeye yerleştirilen çay tarımının mutlu dönemini yaşamakta ve onun sıcak heyecanını gönül rahatlığı içinde duymakta iken, yaş haddi nedeniyle emekli olduğu haberi geldi. Emeklilik onun bu bölgede bulunması için bir engel değildi. Tarım bakanlığı kendisine anlaşmalı bir kadro tahsis ederek Bakanlık Koordinatörü görevini verdi. Zihni Hoca artık Ankara’daydı. Yılda birkaç defa Rize’ye gelerek çalışmalarına devam etti. 5-6 yıl boyunca da bu görevini sürdürdü.
Rize’yi ihya eden ürünün mimari Rize’den seçilemedi
1950 seçimlerinde Zihni Derin, Rize’de bağımsız milletvekili adayı olmuştu. Zihni Hoca’nın siyasetle hiçbir ilgisi yoktu. Fakat kendisini çok seven Rizeliler onun parlamentoda
Rize’yi temsil etmesini isteyerek ısrarlı tekliflerde bulunuyorlardı. Zihni Hoca da meclise girerse Doğu Karadeniz bölgesine ait sorunları dile getireceğini ve bölgenin çeşitli yönlerden kalkınması için çaba sarf edebileceğini düşünerek “peki” demişti. Zihni Hoca Rize’de seçim propagandasına çıkmadı. Sadece seçim pusulası bastırarak seçime katılmıştı. Farklı bir havada yapılan seçim sonunda bütün popülaritesine rağmen seçilemedi.
Ölüme sürükleyen kaza Rize’de gerçekleşti
1964 yılı Ağustos ayına gelindiğinde çay bitkisinin bilinçli olarak Rize toprağına dikilmesinin 40. yılı kutlamaları doğrultusunda bazı bakanlar, Çalışma Bakanı Bülent Ecevit ile birlikte Zihni Derin’de davet edildi. Gece 21:00 sularında Rize’ye ulaşarak fabrika misafirhanesine yerleşti. Sabah erken saatlerinde Zihni Hoca kalkmış etrafı seyrederken, idealinin gerçekleştiğini görmenin heyecanını ve duygusallığını yaşıyordu. Rize merkezindeki tören yerine gitmek üzere hazır beklerken valinin otomobili göründü. Çalışma Bakanı Bülent Ecevit, “Birlikte gidelim” diyerek Zihni Derin’i valinin arabasına aldı. Tören yerine geldikten sonra, Zihni Hoca arabadan iner, arabanın arkasından geçerken şöför arabayı geriye sürdü, Hoca’ya çarpıp ve onu yere düşürdü. Zihni Derin hemen hastaneye kaldırıldı. Röntgen çekiminden sonra, kalça kemiğinin kırıldığı anlaşılarak, ameliyat için Ankara’ya dönmesine karar verildi. Trabzon’da öğle sonu uçağı ile Ankara’ya ulaştırıldı. Havaalanında oğlu Haldun Derin ve kızı Melahat Hanım tarafından karşılandı. Ankara Hastanesine yatırıldı. Hemen ameliyata alındı. Ameliyatı takip eden günlerde acıları hafifledi. Taburcu olup evine döndüğünde koltuk değneği kullanarak yürümeye başladı. Ziyarete gelenlere “Bir aksilik oldu, geçer” diyordu. Ankara’da üç buçuk aylık bir tedaviden sonra eski sağlığına kavuşur. 25 Ağustos 1965’te Ankara’da vefat eder. 1969 yılında TÜBİTAK bu değerli mücadele adamına bir Hizmet Ödülü vererek adını ölümsüzleştirir.
Zihni Derin 1952 yılında kaleme aldığı ve “Trabzon İli Kalkındırma Cemiyeti tarafından yayınlanan Doğu Karadeniz’i Kalkındıralım” isimli kitabında Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Çoruh illerinin ziraî iktisadî durumları ve kalkınma çarelerini anlatmaktadır.
Çayın babası: Zihni Derin (sol başta) Çay Organizatörü görevini yürütürken Rize’de fidanlıkta faaliyet halinde görünüyor.
Çay Rize’de karaya vurdu: Rusya’dan sandıklarla getirilen ilk parti çay tohumu ve fidanları Rize iskelesinde törenle karşılandı. Fotoğrafta çay tohumlarını kutu içerisinde taşıyan Hızır Nurik (1), Kazım Kartal (2) ve Zihni Derin’i (3) karşılayan Rizeliler görülüyor. Karşılayanlar arasında Rize Valisi Nuri Türkkan (4) ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti üyesi Lazzade Mustafa (5) ve Murat Arayıcı (6) yer almaktadır. (1937)
Çayı ve Zihni Derin: Türkiye’nin ilk çay fabrikası. 1947 yılında günde 60 ton yaş çay işleme kapasitesiyle Tekel İdaresi tarafından işletmeye alındı. Kurulduğunda Rize Çay Fabrikası adını aldı. Daha sonra Rize Çayı’nın Banisi Zihni Derin’in adını taşımaya başladı. Rize Üniversitesi’nin altyapısını oluşturmak amacıyla 10 Eylül 199 tarihinde 500 ton dinamik kullanılarak özel bir yöntemle yıkıldı. Günümüzde Zihni Derin’in adını taşıyan fabrika eski fabrikanın hemen yakınında kurulan fabrikada yaşatılıyor.
Rize’de çayın gelişiminde büyük katkıları olan Zihni Derin ve Asım Zihnioğlu
Unutmak olmaz: Rize çayının gelişimine büyük katkıları olan Ekrem Rize (1), Ali Rıza Erten (2), Esat Özoğuz (3), Mustafa Hulusi Karadeniz (4), Prof. Şevket Raşit Hatipoğlu (5), Hilmi Somay (6), Kazım Kartal (7), Sadettin Türüt (8), Hızır Nurik (9), Cavit Özgür (10), Tuncay Mataracı (11) ve Muhittin Türüt’ü unutmak olmaz.
Zihni Derin (1) ve arkadaşları Ziraat Bahçesi’nde 1938.
Zihni Derin ve eşi Maide Hanım
Bu içerik Rizeliler Dergisi'nin Sayı 12 · Ekim 2012 · s. 46 sayfasında yayımlanmıştır. Metin dergi baskısından aktarılmıştır; özgün sayfa düzeni için sayının PDF'ine bakabilirsiniz.