Sosyal Medya terimi özellikle son 3 yılda hayatımızda yer etmiş olsa da bana göre insanoğlunun varoluşuna kadar uzanır hikayesi. Sosyal Medya kelime gurubunun ihtişamına kapılarak, zihninizde büyük ve karmaşık bir tablo oluşturmaya gerek yok. Günümüzde insanların sosyal medya platformlarında paylaştıkları yazılar, iletiler, fotoğraflar; eski çağlarda insanoğlunun mağara duvarlarına çizdiklerinin veya taşlara verdikleri şekillerin iletişim teknolojileriyle yoğrulmuş halinden başka bir şey değildir aslında. Her iki zaman diliminde de amaç iletişim kurmaktır. Sosyal Medya denilince akıllara gelen ilk platform hiç şüphesiz Facebook’tur. Facebook’un ardından Twitter günümüzde kullanılan en popüler sosyal medya aracı olmuştur. Bu iki platformu istikrarlı bir şekilde takip eden; Google Plus, Instagram, Foursquare ve daha niceleri… Günümüzde bu uygulamaları çoğumuz kullanıyoruz, kullanmasak bile adını bir şekilde duyma olasılığımız çok yüksek. Bu ay ki yazımda bu platformların ne oldukları ile ilgili değil de, insan hayatı üzerindeki yeri ve etkilerinden bahsedeceğim.
İnternet kullanıcı sayısının her geçen gün artışına doğru orantılı olarak insanların ihtiyaç ve davranışları da değişmektedir. Buna göre de, sosyal medya platformlarının kullanım şekilleri ve yerleri de değişim göstermiştir. Mesela, ilk başlarda ilkokul arkadaşımızı bulmamıza fırsat veren Facebook, şimdi şirket ve markaların en büyük pazarlama ve iletişim silahıdır. Şöyle ki, tarihten bu yana şirket ve markalar tüketiciyle tek yönlü bir iletişim halindeyken sosyal medya platformları sayesinde mevcut iletişim çift yön olarak sağlanabilmektedir. Yani tüketici ile marka arasındaki mesafeler kısaldı diyebiliriz. Marka, istediği mesajı istediği şekilde ve istediği tüketici profillerine iletebilmek gibi bir imkana sahipken, tüketiciler de bu mesajlara istediği şekilde karşılık verebilme özgürlüğüne sahipler.
Sosyal Medya’nın sunduğu iletişim özgürlüklerinin sınırı var mı?
Marka-tüketici arasında sağlanan iletişim özgürlüğü, son zamanlarda ünlü-hayran arasında oldukça popüler. Sosyal medya; nasıl ki marka ile tüketicisini yakınlaştırmışsa, ışıltılı hayatlara sahip ünlüler ile hayranları arasında da mükemmel bir köprü görevindedir. Eskiden sadece televizyonlar aracılığı ile onların hayatlarına yakınlaşırken, sosyal medya araçları ile her anlarını onlarla birlikte yaşayabilmekteyiz. Eskiden, tesadüfen karşılaştığımız bir ünlü ile diyaloğumuz “Fotoğraf çekilebilir miyiz?” ile sınırlı iken, şimdi ise onlara direkt olarak ulaşabilip, istediğimiz mesajı iletebiliyoruz. Şanslı isek de cevap alabiliyoruz, hatta diyaloğa bile girebiliyoruz. Twitter bu noktada çok önemli bir rol üstleniyor tabi ki. Ünlüler kendi Twitter hesaplarında anlık bildirimler gönderebiliyor ve hayranlarının ilgilisini çekebiliyor. Geçtiğimiz günlerde Fenerbahçe futbol takımı kaptanı Alex de Souza kulüple anlaşmasını sonlandırdığını kendi Twitter hesabı üzerinden duyurması oldukça yankı bulmuş, bu durumu bir milyonun üstündeki takipçisine anlık olarak iletilmişti. Alex’in paylaştığı bu mesaj; takipçileri tarafından altmış binin üzerinde re-tweet (tekrar paylaşım) alarak dünyada en çok tekrar paylaşılan 2. tweet (mesaj) olarak sıralamadaki yerini almıştır. Bu örnekte sosyal medya platformlarının sınırının olmadığını çok rahat görebiliyoruz. Tek bir tıklama ile mesajınızı, fotoğrafınızı milyonlara ulaştırabilme ve anında geri bildirim alabilme gücü ve imkanına sahibiz.
iyi olması için düzenleyebiliyoruz paylaşımlarımızı. Ayrıca, kişilerin sosyal medyada yaptıkları paylaşımların birçoğu anlık duygu ve düşünceleri içerdiği için paylaşımın konusunun ve içeriğinin kontrol edilmesi güçleşiyor, bu da ortaya sağlıklı sonuçlar çıkarmıyordur.
Sınırı olmayan bu platformlardaki özgürlükler insanları nasıl etkiliyor?
Düşüncelerimizi özgür kılan sosyal ağlar ve bu tanımın içinde yer alan sayısız platformlar insanlar arasında Daha da vahim bir durum çıkıyor mesafeyi kısalttığı tartışmasız bir insanın karşısına; Yalnızlık. İnsanlar gerçektir. Artık insanlar tek yönlü sosyal ağlar sayesinde iletişim modelindeki kalabalık ortamlara “Dinleyici” rolünden sıydahil olabilir, aklının rılıp, çift yönlü iletişim almayacağı kadar kişi ile modelindeki “Konuşmacı” iletişime geçebilir. Fakat rolüne rahatlıkla geçebiliinsanları yalnız olmaktan yorlar. Konuşmacı rolüne asla kurtarmaz. Sosyal geçen insan geleneksel medya bu konuda çok iyi medyanın bir zamanlar bir sandırıcıdır. Çünkü onlara yaptığı gibi anında sosyal ağlar görünüşte tek taraflı bilgi iletmeye insanlara; “dikkatini başlamaktadır. Bu durumnereye istersen oraya da herkes kendinden bahverebilme”, “her zaman bir dinleyici setmeye ve kimseyi dinlememeye bulabilme”, “asla yalnız olmayacaksın” başlamaktadır. Herkes sabah vaatlerinde bulunuyor. İşin insanı kalktığında kahvaltıda ne yediğinden, cezbeden yanı da bu olsa gerek. o gün içerisinde nereye gittiğinden, Çünkü insanlar günümüzde birkaç başına gelen olaylardan bahseder dakika da olsa yalnız kaldıklarında olmuş. İnsanların yaptıkları endişeleniyorlar, panikliyorlar, paylaşımların gerek yazı gerekse huzursuzlaşıyorlar. Hayatımızdaki fotoğraf yoluyla olması kişisel yalnızlığın ve kalabalığın değerini mahremiyeti bir kenara bıraktırıyor. Facebook’daki arkadaş sayımızla veya Kişisel mahremiyete olan önemin Twitter’daki takipçi sayımızla ölçer azalması, insanların her düşündüğünü olduk. özgürce paylaşmasını ve paylaşılana özgürce yorum yapabilmesini Sosyal ağların aşırı bir şekilde kuvvetlendiriyor. Bu gibi durumlar, kullanılması sonucu insanlar üzerinde insanları içinde bulunduğu zamana narsist eğilimlerin baş gösterdiği de daha çok konsantre ederek gelecek kaygısından uzaklaştırmaya başlamıştır. bir gerçektir. Narsistik, bir kişilik bozukluğu olup, narsist kimseler Zamanın koşar adım ilerlemesi ve sürekli ilginin kendi üzerlerinde teknolojinin de zamana ayak olmasını isteyip, diğer insanlara karşı uydurması hayatımızı kolaylaştırmanın aşağılayıcı ve egoist bir tavır içerisine yanında böyle sonuçları da girmektedirler. Sosyal ağların kişi doğurabiliyor maalesef. Bu, sadece ülkemiz için geçerli değildir. İnternetin üzerinde oluşturduğu her paylaştığı yazının, fotoğrafın beğenilmesi güdüsü, ve akabinde Sosyal Medya’nın bu tür eğilimlere sebep olmakta ve kullanıldığı her yerde durum bundan kişi günlük hayatında da sürekli takdir farklı değildir. edilmeyi, beğenilmeyi çevresindeki Gelişen iletişim teknolojileri ile birlikte, insanlardan beklemektedir. Sosyal Medya’nın bizi istemediğimiz Özetle; Teknoloji ve onun getirdikleri yere götürmesine izin veriyoruz. bilinçli bir şekilde kullanıldığında Sadece yaptıklarımızı değil, kim hayatımızı kolaylaştırıp, bize faydası olduğumuzu da değiştiriyor. Sosyal olur. Teknolojinin getirdiklerini Medya insanı olduğu gibi yansıtmaz, hayatımızda iyi ve gerekli noktalara çünkü olmak istediğimiz gibi olma dâhil etmeliyiz. Aksi bir durumda bu ve davranma imkanımız olduğu için yazıyı tekrar okuma ihtiyacınız olabilir. yazdığımızı defalarca okuyup, daha
“Yeni nesillere
yalnız olmayı
öğretmezsek,
sadece
nasıl yalnız
kalınacağını
bilecekler.”