Röportaj: Gökhan Taşkıran & Şenay Bekiroğlu · Fotoğraf: Mustafa İslamoğluRizeliler Dergisi · Sayı 7 · Mayıs 2012 · s. 56
Saruhan şirketinin bugüne gelmesinin hikâyesi nedir?
Dedem 38 yaşında vefat ettiğinde babam 7, amcam ise 4 yaşındaymış. Birlikte evin yükünü omuzlamışlar. Bu sayımızda Saruhan Şirketler Gurubu Amcam asker dönüşü Rize Orta Cami girişinde ayakkabı dükkânı açarken, Yönetim Kurulu Üyesi Sadık Ayhan babam Atatürk Caddesinde tuhafiye Saruhan’ı misafir ettik. mağazası açar. Rize hatta çevre iller ilk naylon gömlek, naylon çorap ve
Sadık Bey, hem siyasete hem iş
İtalyan Borsalın marka fötr şapkayla
dünyasına damga vurmuş, aynı
tanışır. Getirdiği ürünler yüzünden
zamanda çok sevilen iki kardeşin
de mağazanın adı ‘Naylon Mağazası’
(baba ve amcanız) ortak paydası
olur. Öyle ki, Rizeli hanımlar alışverişe
olmak nasıl bir duygu?
çıktıklarında, “Naylon Mağazasına Ciddi bir sorumluluk gerektiriyor. Bu gidiyoruz.” derlermiş. Meşhur aşçı öyle bir duygu ki, bir yanda şu andaki Kadir’in lokantasının şirketin mihenk taşla- “On kirli gömlekten bitişiğinde yer alan rını kuranlardan biri bu mağaza o kadar olan babam Hakkı ünlüymüş ki civar Bey, diğer mihenk illerden alışverişe ve aynı zamanda bir gelirlermiş. Sonra dönem (1950–1960), babam 1967’li Demokrat Parti Rize İl başkanı seçilerek Türkiye’nin en genç yıllarda yeni yeni yaygınlaşmaya başlayan buzdolabı, şofben, gazlı set il başkanı unvanına sahip olan amcam Fevzi Bey… Birinin oğlu, birinin yeğeni üstü ocak ürünleri; dolayısıyla ilk tüp gazı Rize’ye getirmiştir. Amcam Fevzi olmak omuzlarımdaki sorumluluğu ciddi anlamda artırsa da inanın bu bana Bey ise o dönemlerde İstanbul’ dadır ve dikiş makineleri motor ithalatçılığına külfet gelmiyor. Bize vasiyet olarak bıraktıkları değerlere sahip çıkmak ve o başlar. değerleri yüceltmenin sorumluluğunu taşıyoruz. Çünkü her ne kadar biri babam biri amcam olsa da onlar bu ülkeye, Rize’ye ait insanlar.
hangisini seçersen
seç sonuçta hepsi
kirli.”
Rizeli sıkıştı mı imdadına hep onları çağırdı. Onlarda bu sese hep kulak verdi. Adları ‘fakir’di ama gönülleri zengindi. Çünkü o gönülde ‘Rizeli’ yatardı.
Amcanız Fevzi Beyin ticaretle uğraşırken siyasete geçişi nasıl oldu?
Babam işlerle ilgili sorumluluğu üzerine aldı. Amcam ise siyaseti seçti ve Rize’de Demokrat Parti İl Teşkilatını kurarak 29 yaşında Türkiye’nin en genç il başkanı unvanını aldı. Rize’ye hizmet için uğraşan amcamın döneminde hiçbir memur görevinden alınmamıştır. O dönemde söylenenlere göre CHP İl Başkanı olan Mehmet Ali Kumbasar en samimi arkadaşlarından biriydi. Yani partiler arasında tatlı bir rekabet vardı.
Amcamızın 8. Cumhurbaşkanımız Sayın Turgut Özal’ la olan bir sohbeti…
Sayın, Turgut Özal, Anavatan Partisi’ni kurarken amcamdan önerilerde bulunmasını istemiş. Amcamda eski siyasetçileri yanına almamasını, yeni insanlarla yola çıkmasını önerir ve bunu küçük bir hikâyeyle süsleyerek kendisine anlatır.
Amcam demiş ki; “On tane gömleğin var ve hepsini giydin, çıkardın, bir kenarda biriktirdin. Ne yıkama imkânın var ne de yenisini alma imkânın. Acilen bir yere gitmen lazım. Ne yapacaksın? O biriktirdiğin kirli on gömleğin içinden en temizini çıkartıp giyeceksin. Ama hangisini seçersen seç, hepsi sonuçta kirli.” Bu örnek hikâye Turgut Bey’in çok hoşuna gider ve partisine eskileri almamaya özen gösterir.
Siz beş kardeşsiniz ve hiçbiriniz siyaset içinde yer almadınız. Böylesine büyük bir şirket olmanıza rağmen neden siyasi bir kimlik edinmediniz?
Sudi Reşat Saruhan milletvekiliydi. Hatta Milli Selamet Partisi’nin kurucularındandı. Necdet Saruhan DSP’den, İsmail Saruhan Anap’tan, amcam Fevzi Saruhan Demokrat Parti’den siyasette yer aldı. İnsan kendine yakın gördüğü, bildiği işte yürümeli. Biz beş kardeş de ticareti seçerek, bundan yıllar önce kurulan küçük bir mağazanın büyük bir sanayi haline dönmesi için riskleri göze alarak profesyonelliğin tüm getirilerini yerine getirmeye çalıştık. Bugün, farklı sektörlerde Fakir Elektrikli Ev Aletleri ile beyaz eşya, deterjan ham maddesi, likit ve toz deterjan üretimiyle Kimya, Sanayi tipi temizlik makineleri ve deterjanları ile temizlik ve inşaat sektörlerinde üretim–ithalat ve ihracat yapmak üzere faaliyetlerimiz sürmektedir.
Alman markası Fakir’le bu düşünceyle mi ortak oldunuz?
Öyle diyebilirsiniz. Almanya Fakir Ev Aletleri 1933 yılında Almanya’da kurulan bir şirkettir. Biz Türkiye’nin ihtiyaçlarını, özellikle ev hanımlarının ihtiyaçlarını masaya yatırdık ve araştırmalar yaptık. Araştırmalarımız sonucunda Almanya-Fakir markasının kalitesine inandık. 1985 yılında başlayan bu serüvende 2008 yılında stratejik ortaklığa geçtik. 2009 yılında ise hisse satın alarak yönetimde önemli bir söz sahibi olduk. Öyle ki, Fakir’in üretim ve Ar-Ge olarak başta Almanya olmak üzere, İtalya, Polonya ve uzak doğudaki anlaşmalı olduğumuz fabrikalar mevcut. Ülkemizde Çorlu’da açtığımız fabrikamızda da halı yıkama makinelerinin montajını yapıyoruz ve sanayi tipi süpürgeler üretiyoruz.
Bu sohbetimizden ben şunu çıkartıyorum; benzetmek gibi olursa Saruhan ailesi çerçeveyi büyük tutuyor. Buna göre büyük bir sanayi şirketisiniz ve bu çizgide ilerlemek ve hatta daha da büyümek hedefiniz. Peki, bu ülke yani Türkiye bu noktada nerede?
Öncelikle bir siyasi istikrar var. Bu istikrar beraberinde ekonomik istikrarı getirmiştir. AB müzakereleri, komşularla olan iyi komşuluk ilişkileri, vizelerin kalkması, özelleştirmeler ve doğrudan yabancı sermayenin ülkemize sıcak bakması karşısında iş dünyamız artık yurtdışı satın almalar, yurtiçi ortaklıklarla ufku büyümüştür ve üretimde Lokal değil Global pazarlara göre planlamalar yapmaktadır.
biz tüketen kesimde mi kalacağız diyoruz.
Bugün bizim nesil belki zorlanır ama gelecek kuşaklar bu tesislerin markalarını ve bayraklarını uluslararası piyasalarda yerleştirecekler heyecanını yaşıyor ve bu doğrultuda faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.
Rize’ye yatırım yapıyor musunuz?
Rize Yatırım A.Ş.’ nin kurucu ortağıyız. Abim Ali Zeki Bey Yönetim Kurulu Bu anlamda Türk turizmi önem üyesi olarak faaliyet içerisindedir. kazanmış fuar–kongre–sportif Bilindiği gibi İstanbul’da yaşayan etkinlikler ülkemizde daha etkin 20–25 iş adamının kurduğu Rize duruma gelmiştir. Netice itibariyle, Belediyesi’ninde ülkemizde konuşulan içerisinde olan sorunların başında bu şirket Rize bana göre birinci stadyumunu yaptı. derecede terör soru- Ayrıca kapalı spor nudur. Bu sorunun salonu ve olimpik üstesinden gelindi- İnsan kendine yakın havuz tesislerinin ğinde yatırımlarla ülde inşaatı başlanmış kemiz dünyanın mutbulunuyor. Bu fağı konumuna geleyatırımlar devam cektir. Böylelikle edecektir. Ülke hem istihdam hem turizm pazarından ilimiz en azami de cari açık sorunu da önemli şekliyle niye faydalanmasın. Onun için ölçüde ortadan kalkmış olacaktır. Bu öncelikle altyapı yatırımları tamamlanıp düşüncelerden hareketle Saruhan Grup alışveriş merkezleri, gezinti alanları, olarak evveliyatından beri üretimden turizme açılmalıdır. Katma değer yana olmuşuzdur. Hatta 2001 yılında oluşturan nitelikli el zanaatlarını ön deterjan fabrikasını kurarken piyasada plana çıkaracak projelerin faaliyete uluslar arası markaların olduğu ve geçirilmesi lazım. Ovit yolu projesinin rekabetin boyutundan bahsettiklerinde yürürlüğe girmesiyle de Rize’mizin bizde hep tüketen toplum mu olacağız. Avrupalı–Amerikalı ülkemizde üretecek ticaretine büyük katkı sağlanacaktır.
Taraftarı ve tüm imkânları ile bunu hak ediyor. Kalıcı başarılar bekliyorsak orta ve uzun vadeli projeksiyonlar belirlenmeli. Kendini Rizespor’a adamış bir Yönetim Kurulu, teknik kadro oluşmalı. Öncelikle alt yapı daha da güçlendirilerek kendi sporcusunu ön plana almalıdır. Ayrıca kalıcı gelir kaynaklı mesela bir HES projesi üzerinde durulabilir.
Anlaşılan hayatınız hep iş olmuş. İş dışında neler yaparsınız? Mesela sporla ilgilenir misiniz?
Elbette! Başta Çaykur Rizespor olmak üzere birinci ligde yer alan bazı takımlarımıza sponsorluk yapıyoruz. Bunun dışında zaten spor hayatımızın bir parçası diyebiliriz.
Gençlik yıllarımızda televizyonda bütün branşların yer aldığı spor programları vardı. Fakat zaman içerisinde şu an olduğu gibi sadece futbola yönelen bir toplum olduk. Televizyonlarda artık hep futbol konuşulur oldu. Yaş ortalaması 28 olan ve aynı zamanda coğrafi konumu ve yeni tesisleri ile hazır olan ülkemizde tüm spor branşlarına ağırlık verilmeli. Önemli olan tüm spor dalları ile sağlıklı bir nesil ve bu vesile ile ülkemiz tanınsın, ülke turizmi canlansın. “Yabancı sayısından çok kendi çocuklarımıza imkân tanımalıyız. Geçmişte bu topraklarda altın ayakkabılar çok çıktı. Sahalarda hep Türk isimleri yankılanırdı. Bu topraklardan nice altın ayakkabılar daha çıkar. Türk futboluna hak ettiği değer verilmeli ve yabancı sayısı yerine yine geçmişte olduğu gibi ağırlığın Türk oyuncularında olmasını isterim.”
Çaykur Rizespor’un şuandaki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Rizespor’un yeri birinci lig olmalıdır.
Sadık bey, bu yoğunlukta bize zaman ayırdığınız ve güzel sohbet için teşekkür ederiz.
Ben sizlere teşekkür ederim. Rizeliler Dergisi ilk sayıdan itibaren elime ulaşıyor ve yakından takip ediyorum. Böyle önemli bir misyonu yüklenmiş olmanız gerçekten önemli. Bir Rizeli olarak ilimiz adına üstümüze düşeni yapmak zorundayız. Bu anlamda sizlere teşekkür ediyorum. Rize nüfusu coğrafyası olarak küçük olmasına rağmen sanat, spor, iş dünyasında ve siyasette birçok değerler kazandırmış şirin bir ildir. Büyüklerimiz otuz-kırk yıl önce köylerinden ayrılıp buralara gelmiş ve belli nüfusları, tahsilleri ve paraları olmamasına rağmen özlerini korumuş ve günümüzde büyük şehirlerde büyük bir nüfus oluşturdular ve geçmişlerini hiçbir zaman unutmadılar. Bunun için Rizeli olmaktan ayrıca gurur duyuyoruz; rehavet yok daha çok çalışmamız gerekiyor.
Saruhan Şirketler Gurubu:
1947 yılında baba Hakkı Saruhan’ın Rize’de tuhafiye mağazasını açması ile atılır. Naylon çorap, gömlek gibi Anadolu’da rastlanmayan ürünler satışa sunulur ve adı bu yüzden ‘naylon Mağaza’ diye anılır.
1970 yıllarında ikinci nesil İstanbul’da iş hayatına devam eder. Alçak ve yüksek gerilimli elektrik malzemeleri satışıyla başlayan ticaret,
– Elektrikli ev aletleri, – Endüstriyel temizlik makineleri, – Her türlü toz ve sıvı deterjanların ithalatıyla devam eder.
1985 yılına gelindiğinde, Saruhan şirketi Alman Fakir ve Nilco fabrikalarının Türkiye ve yakın coğrafyanın genel distribütörü olur. Bu birliktelik bir süre sonra kurulacak ilk fabrikanın zeminini oluşturur.
1996 yılında Çorlu’da kendi makine fabrikasını kurarak, Alman mühendislerle ürettikleri, sanayi tipi temizlik makinelerini dünyaya ihraç etmeye başlarlar.
1999 yılında yine Çorlu’da Kimya Tesisleri inşa edilir. Bu tesislerde, yurt dışına ihraç ve yurt içine satılmak gayesi ile yılda, 15.000 ton deterjan ana hammaddesi Labsa, 55.000 ton toz deterjan, 25.000 ton sıvı deterjan üretilir. Bu alanda da yurt içi ve yurtdışında distribütörlük ağlarını kurarak sağlam bir dağıtım ağına sahip olur.
2007 yılına gelindiğinde, Almanya’da Saruhan Deutschland Holding firmasını kurarak, Almanya merkezli faaliyetler geliştirilir. Fakir Holdingle önce stratejik ortaklık, daha sonra ise hisse alımıyla tam ortaklık kurulur.
Bu ortaklık ile Saruhan Şirketler Grubu, 80 yıllık elektrikli ev aletlerinde Alman teknoloji birikimine sahip Fakir ve Nilco’nun tüm tecrübesinde de istifade ederek üretim yapan, dünya pazarlarına dağıtımını birlikte sürdüren sağlam bir beraberliğin de temelini atar.
Faaliyetleri üretimle sınırlı kalmayan Saruhan Şirketler Grubu; inşaat alanında da faaliyet göstermektedir. Fabrika, plaza, konut gibi çeşitli projelere imza atmış olmanın yanı sıra halen inşaatı devam eden İstanbul Güneşlide Plaza ve 300 Dairelik Etiler- Ulus Savoy projesiyle de sektörde kalitesiyle dikkat çekmektedir.
Bu içerik Rizeliler Dergisi'nin Sayı 7 · Mayıs 2012 · s. 56 sayfasında yayımlanmıştır. Metin dergi baskısından aktarılmıştır; özgün sayfa düzeni için sayının PDF'ine bakabilirsiniz.