Klasik Türk sanatlarının, teknik ve estetik değerler doğrultusunda gelişimini sürdürmesi, bilgilerin yeni nesile aktarılması, sanatkar sayısının arttırılması ve yeni gelişmelere imkan hazırlamak için açılan Klasik Türk Sanatları Vakfı’nın kurucularından Muhammed Emin Demirkan ile yaptıkları çalışmalar hakkında bir röportaj gerçekleştirdik. Türk – İslam sanatları eğitimi veren ve sanatçı yetiştirmeyi amaçlayan vakıfta Hat sanatı, Tezhip sanatı ve Ebru sanatı gibi birçok branşta eğitim veriliyor.
Vakfınız hakkında bilgi alabilir miyiz? Ne zamandan beri faaliyette?
Klasik Türk Sanatları Vakfı’nı yedi arkadaş bir araya gelerek 2007 yılı Aralık ayında kurduk. Vakfımızın kuruluş amacı; Klasik Türk Sanatları’nı düzgün bir şekilde öğretmek, insanlara aktarmak ve sanatçı bazında iyi nesiller ortaya çıkartmaktı. Bu noktada; buranın, bu işlerle ilgilenen kişilerin sanatçıların uğrak yeri olması, birlikte çalışabildikleri ve bir araya gelip fikir üretebildikleri bir yer olmasını amaçladık. 2008 ekim ayı itibariyle eğitime başladık. Bizde eğitimler ekim ve haziran ayları arasında oluyor. 20 küsur hocamız ve 200 adet talebemiz var. Çeşitli sohbetlere katılıyorlar. Koleksiyonerlere koleksiyon hazırlığımız oluyor.
Nasıl bir eğitim veriyorsunuz?
Burada özel bir eğitim veriliyor. Buradaki eğitim minimum 5 senedir. İlk yıl hazırlık diğer dört yıl ise eğitim dönemidir. Bu süreçte öğrenciler belli çalışmalar yapıyor, ödevler yapıyorlar. En nihayetinde 5 sene sonunda sertifikalarını veriyoruz. Eğer bir kişi başarılıysa ve gerçekten gelecekte hoca olmaya adaysa sanatçı olabiliyor. Eğer hoca olmaya adaysa iki senede ihtisas eğitimine alıyoruz. Toplam yedi sene eğitim almış oluyor. Bu sürenin sonunda o sanatçı dolu dolu bir sanatçı olmuş oluyor ve seçtiği branşta uzmanlaşıyor.
Kaç Branş Var?
Toplam 12 branşımız var ama fiziki şartlarımızın yetersizliğinden dolayı şuan 5 branşta eğitim veriyoruz. Buradaki öğrencilerimize bütün sanatları teorik olarak anlatıyoruz. Öğrenci “Ben Tezhip Sanatı öğreneceğim.” diyorsa, ağırlıklı olarak bunun eğitimini veriyoruz ama diğer sanatları da öğrenmesini istiyoruz. Bu şekilde diğer 12 sanatla ilgili teorik anlamda bilgi sahibi oluyor. Bunun dışında öğrencilerin temel sanat eğitimi alması gerekiyor. Temel sanat eğitiminin amacı ise bu sanatları yapacak kişinin altyapısını oluşturmak. Renk bilgisi, kompozisyon oluşturmak, ışık bilgisi gibi insanın ufkunu genişleten temel bir derstir. Bu eğitim yanında zorunlu Osmanlıca eğitimi veriyoruz. Bizim klasik sanatlarımızda Arap alfabesi kullanılmıştır. Bu yüzden öğrencilerimiz eski Türkçemizi de öğrenmek durumundalar… Sınıfı geçmek için bunları öğrenmek, düzenli çalışmak ve ödevleri yapmak gerekiyor. Burada geçme olduğu kadar kalmada söz konusu. Dönem başında öğretmenler tarafından öğrenciye verilen ödevler dönem sonunda bitirilmeli ve derslere devam edilmeli. Buradaki amacımız disiplinli öğrenciler yetiştirmek ve güzel sanatçılar yetiştirmektir.
Daha çok hangi branşlar ilgi görüyor?
Bilinirliği açısından ulaşılması noktasında çok fazla ilgi gören en fazla üç tane sanatımız var. Bunlardan biri Hat, biri Tezhip birde diğeri de Ebru’dur. Bu sanatlar bazen kolay zannediliyor. İlk sene 150 kişiydik. Şuan 200 öğrencimiz var. Bu kota bizim için önemli. Bu 200 öğrenciden yıl sonunda 50 tane fire verebiliyoruz. Bazı özel durumların dışında bu işin zorluğunu görüp bırakanlar da oluyor. Bu önemli bir nokta. Şunu da görmek lazım. Yeni kurulmuş bir vakıf olduğumuz için ne verecek diye düşünüyorlar.
Bu sanatları öğrenmenin bir yaşı var mı?
Bu anlamda bir sınır yok. Buradaki hedefimiz daha çok hevesli ve çalışkan kişileri seçmek. Bir yaş sınırı koyamıyoruz çünkü 50 yaşında başlayan biri 17 yaşında başlayan birinden daha eli yatkın ve hevesli olabiliyor. Tek şartımız var. O da yetenek olup olmadığı.
Klasik Türk Sanatları Vakfı olarak
hocalarımız var ki, yokluk içerisinde
yaptığınız etkinlikler nelerdir?
bu işi devam ettirdiler. Zamanında İstanbul Kültür Başkenti 2010 o eserlere değer verilmese de şuan o faaliyetleri kapsamında 15 sergi eserlere paha biçilemiyor. Onların bir 15 seminer yaptık. 2011’de 8 sergi yazısını almak isteyen koleksiyonerler 8 seminer programını icra ettik. canla başla arıyorlar. Önemli kişiler Sanatçılarımıza, dostlarımıza açık bir etkinlikti. Konular belirleniyordu. Hepsi de bu işlere büyük emek sarf ettiler. Bu emeklerin ayrı ayrı sergiler ama duyulması nezdinde birbiriyle ilişkin, klasik büyük ön ayak oldular. sanatlarımızla ilgili Bu isimlerden biride konulardı. Çok değerli biride Sabancı’dır. hocalarımız seminer
“Eğer bir kişi
başarılıysa
Fotoğrafı büyük boyutta açve gerçekten
Klasik Türk verdi. Geçtiğimiz sene
gelecekte hoca
Sanatları, hakikaten Mehmet Akif yılıydı. en büyük açılımı onun Onunla ilgili güzel bir sayesinde yaşamıştır. koleksiyon hazırladık.
olmaya adaysa
sanatçı olabiliyor.”
İnsanların bu eserlerin Biz koleksiyonlarımız kıymetini anlaması, bu mümkün mertebe bütün eserler kıymetliymiş demesi Sabancı ile sanatçılarımıza yaymaya çalışıyoruz. Mesela Mehmet Akif koleksiyonumuzda birlikte başladı. Başbakanımızda İsmek diye bir kurs açtı. Bu sefer halkta bu 90 tane sanatçımız çalıştı. İstanbul’un sanatlarla uğraşmaya başladı. Bu sayede yüzü projesini yaptık onda da 125 tane birçok atölye, eğitim veren yerler açıldı sanatçımız çalıştı. Yaptığımız işlerde ve satış yapılmaya başlandı. Bizim gibi bütün sanatçılarımızı kullanmak istiyoruz. Tabi seçtiğimiz sanatçılarında vakıflar da işin bir ucundan tuttular. en iyisini seçiyoruz.
Türk İslam sanatları gençler tarafından ilgi görüyor mu? Daha Klasik Türk Sanatları biraz geride ilgi çekici hale getirmek için neler kalmıştı. Son yıllarda ilgi giderek yapılabilir sizce? arttı. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Bu iş eğitimle ilgili bir mevzudur. Bu sanatlar İslamla birlikte gelişmiş Eğer eğitim sisteminizin içerisine sanatlardır. Ebru, Minyatür, Tezhip bu sanatları koyarsanız o zaman sanatları daha öncede vardı ama çok daha güzel işler çıkar. Bu işin büyük çıkışını İslamla birlikte yaptı. yaygınlaşmasının ana maddesi Bu sanatlar insanlara unutturulmaya eğitimdir. Kısmi olarak belli okullarda çalışıldı. Daha sonra İslami bir bakış verilse de yeterli değil. Ne kadar küçük açısına sahip insanların dışında da yaşta başlanır o kadar iyi şeyler çıkar. ilgi görmeye başladı. Bu sanatların Anaokulunda da başlanabilir. O yaştaki gelişmesi, sahiplenilmesi noktasında çocuk birşey anlamasa da bir şeyler bazı isimlerde önemli oldu. Öyle çizmeye başlar. Dolayısıyla süreç dahilinde eller kırılır. Kendini anlamaya başladığında ise inanın muazzam şeyler çıkar. Bizde bu alanda elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Burada bir eğitim sistemi oluşturmaya çalıştık. Bunda da başarılı olduk ve bizi örnek alan gruplar olmaya başladı.