Rize ve Rizelilerin buluşma platformu · 2011'den beri
Kültür Sanat Etkinlik

Karadeniz’de Kadın Olmak

Türkiye’de kadın olmak ya da kadın gibi yaşamak zor iş. Hele de Karadeniz’de kadın olmak başlı başına zor bir iş. Yörenin kendine özgü özelliklerinden midir bilinmez, bütün işler kadınların elinden geçer, son sözü hep onlar söyler, iş bitirici ve karar verici hep onlardır. Yazın çay bahçelerinde canını dişine takarak çalışan, bin bir zorluklarla kestiği çayı satmak için saatlerce uğraşan, ahırda ineğine, evde çocuklarına bakan, mısırını, lahanasını, fasulyesini bahçesinden hiç eksik etmeyen ve bütün bunları karşılıksız olarak ailesinin mutluluğu için yapan tek kadındır o. Çalışkanlığı, sadakati, bağlılığı ve güler yüzüyle ün yapmış, hayata karşı dirençli duruşuyla

Türkiye’de güçlü kadının sembolü olmuştur. Onun için zorluk yoktur, çalışmak ve ayakta kalmak vardır. Ne Karadeniz’in hırçın dalgaları onu işinden eder, ne kışın soğuğu, ne de heyelanın korkusu. Yılın her vakti hayatın yükünü sırtında taşır, bu yük yazın 100 kiloluk çay bezi olur, kışın ısınacak odun, baharda ineğin otu…

Güzelliğin hası da ondadır, inatçılığın hası da. Yörede doğal olan ve doğal kalmak için çabalayan en içten kişidir o kadın.

Her başarılı erkeğin arkasında güçlü bir kadın vardır denir ya hep, bence o kadının en güzel temsilcisi Karadeniz kadınıdır. Erkeğine duyduğu bağlılık, onu her daim yüceltmesi ve yükseltmesi erkeklerde güçlü bir öz güven oluşturmuş, bu özgüvenle de erkekler toplumsal hayatta ön plana çıkmayı bilmişler ve başarılı olmuşlardır.

Öyle ki kadınların bu bağlılığını en çok da aile ilişkilerinde görmekteyiz. Hayatlarında önem verdikleri en kutsal kurum olan ailenin yaşaması ve dağılmaması Belinde orağı, elinde sebileri hiç eksik için ellerinden geleni yaparlar. olmaz. O kaç yaşına Bunun yüzden çoğu zaman eşinin ve gelirse gelsinler, çalış-mak en büyük çocuklarının aşkıdır, bu yüzden mutluluklarını de hep başarılı ve kendi mutludur. Mutluluğu mutluluklarına yörenin renkleri, mavi tercih ederler. yeşil gözlerinden

Karadeniz kadını

çalışkanlığı, sadakati

ve güler yüzüyle ün

Sırf bunun okunur. Neşesini hiç için ihanetin kaybetmezler, en acısını yıllarca yaşlısının bile hayatın içinde yaşamış, acı izlerini yüzündeki görmezden çizgilerde taşımasına gelmiş, sessizliğini rağmen gözleri ışıl ve sükunetini ışıldır. Asilikleri, hırkorumuştur. Bizim yöreye hastır kadının çınlıkları ve inatçılığıyla yörenin bütün bu güçlü duruşu ya da siz deyin aileye özellerini taşıyan, kararlılığıyla dik bağlılığı… başlılığın önde gelen temsilcisi olan, içine Karadeniz işlemiş kadındır o.

Karadeniz’de Kadın OlmakFotoğrafı büyük boyutta aç

yapmış, hayata karşı

dirençli duruşuyla

kadının sembolü

olmuştur.

Zor iklim koşullarına, ekonomik ve sosyal kaygılara, ailesel sorunlara ve bence en kötüsü ihanete rağmen ayrı bir hayat neşesi ve gelecek hayali vardır, hep mutlu ve güler yüzlüdür. Bu neşeli hallerini ben, inandıklarını yapacak olmanın verdiği mutluluğa bağlıyorum ki, biliyorum çoğu zaman onun için kurulan hayaller hep gerçekleşecek olanlardır. Bir nevi onun için hayal yoktur, yapacaklarına olan inanç ve çalışma vardır. Bu yolda öyle canı gönülden çalışır ki adeta yaptıklarıyla kendi kaderini çizer. Bu yüzden bir gün geleceğine inandığı, hayalini kurduğu, güzel günlerin mutluluğuyla mutludur. Ve ben bu yüzden çok seviyorum, yetmiş yaşındaki bir teyzenin, bir gün çocuklarının gurbetten onun yanına döneceğine dair bana verdiği hayat dolu mesajını…

‘‘Zor iklimde yetiştik biz, daha küçüklükten uyum sağlamamız istendi Karadeniz’e, o yüzden ilk çay bezi verildi sırtımıza, sonra da ayağın kaydığında nasıl çaya tutunman gerektiği öğretildi. Bağda bahçede işlerin nasıl yürüdüğü uygulamalı anlatıldı. Biz ağaçlarla oynadık çocuk oyunlarımızı ya da çay bahçelerinde yaptık ilk yarışımızı… İşte bu sayede erkenden öğrendik yere düştüğümüzde tutunacağımız doğru dalı ya da hayat yarışını kazanmak için çok çalışmayı…’’

Karadeniz’in bir günü bir günü tutmaz, hatta saati saatine tutmaz… Sabah güneş yüzünü gösterir mutlu olursunuz, öğleden sonra bir fırtına gelir ne olduğunuzu şaşırırsınız. Dedim ya iklimin bütün özelliklerini almıştır Karadeniz kadını. Bir bakarsınız yüzü gülüyordur, mutludur; bir bakarsınız yüzünden fırtına öncesi sessizlik okunuyordur. Nasıl ki, yağmur bittiği zaman gider bütün siyah bulutlar ve aydınlanır birden gökyüzü, işte aynen yağmurun yaptığı gibi azcık döktü mü içini, gider bütün sinirleri ve güler yeniden yeşil gözleri…

Kimdir bu Karadeniz’in asi, hırçın, bir o kadar da çalışkan ve güzel kadını diyorsanız hemen cevap vereyim, o benim annemdir, sizin babaannenizdir ya da benimdir belki de SİZSİNİZDİR.

Bu içerik Rizeliler Dergisi'nin Sayı 5 · Mart 2012 · s. 64 sayfasında yayımlanmıştır. Metin dergi baskısından aktarılmıştır; özgün sayfa düzeni için sayının PDF'ine bakabilirsiniz.