“O zamanlar, Recep Tayyip Erdoğan Beckenbauer gibi libero oynuyordu. Pas atışı ve topa vuruş şekilleri Alman oyuncu ile aynıydı. Bu yüzden takımdaki bazı oyuncular ona ‘Beckenbauer Tayyip’ derlerdi.”
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın futbol hatıraları
İmam hatipte okurken mahalle futbol takımının değişmez elemanı olan Erdoğan, kısa sürede İstanbul Amatör Küme’de yer alan futbol kulüplerinin ilgisini çekti. 15 yaşındayken Camialtı Spor Kulübü’nden ilk transfer teklifini aldı. 1969 yılında kulüp kendisine tam bin lira transfer ücreti ödedi. O tarihte bu miktar bir öğrenci için oldukça iyi bir paraydı. Hayatını çok sevdiği futboldan kazanma düşleri gerçekleşiyordu.
Tayyip Erdoğan, o günleri 1994 yılında Meydan gazetesine şöyle anlatıyordu: “Çok seviyordum futbolu. Benim için tutkuydu. Gece adeta uykularıma giriyordu. Fakat ilk dönemlerde babam futbol oynamama asla müsaade etmedi. Uzun bir süre futbolu babamdan gizli oynadım. Mesela top ayakkabılarımı hiç eve getirmezdim. Evimizin dışında kömürlüğümüz vardı. Babam görmesin diye kramponlarımı kömürlükte saklardım. Ayakkabılarıma gayet güzel bakardım. Gözüm gibi korurdum onları. Ben maçları yapar, eve gelir, o gün oyun oynadığımı babama hiç çaktırmazdım. Yaralandığım olurdu. Babam görmesin diye saklardım. Sakatlanıp ağrıdan kıvranırdım ancak babam eve gelince dişimi sıkar, sanki hiçbir şey yokmuş gibi davranırdım. Ne kadar kötü olursam olayım babam anlamasın diye hiçbir şey hissettirmezdim.”
Camialtı Spor Kulübü’nde oynarken yıldızı parlıyor.
Camialtı Spor Kulübü’nde oynarken Erdoğan’ın yıldızı her geçen gün parlıyordu. Bu başarısının ilk ödülü olarak İstanbul genç karmasına seçildi. Türkiye Şampiyonası’na gitmek için noter tasdikli, veliden alınmış izin belgesine ihtiyacı vardı. Çok sevdiği, sert mizaçlı babasını ikna etmek için araya dayısını koydu. Ahmet Reis’e durum anlatılınca korktuğu başına geldi. Babası hem gizli gizli futbol oynadığını öğrendi, hem de Türkiye Şampiyonası’na katılmasına izin vermedi.
1973-74 sezonunda Camialtı’nda forma giyen Tayyip Erdoğan’ın iyi bir futbolcu olduğu F. Bahçe Teknik Direktörü Didi’nin kulağına gitmiştir. Düşvar İyiiş’le birlikte Erdoğan’ı izleyen ve beğenen Brezilyalı teknik adam, Tayyip’i transfer etmek ister. Ancak Sultan Demircan ve Düşvar İyiiş’in ikna çabaları baba Ahmet Erdoğan üzerinde bir sonuç vermez. 1976-77 sezonunda bu defa Toma Kaleperoviç, F. Bahçe’nin başındadır. Kaleperoviç’in yardımcılığını İETT kulüp müdürü Erman Şarcı yapmaktadır. Buna rağmen sonuç aynıdır. Şarcı aralarında önemli bir yakınlık bulunan Erdoğan’a neden F.Bahçe’ye gitmediğini sorar. O da, “Erman ağabey, nasip değilmiş.”der. 1973 yılında liseyi bitiren Tayyip
Erdoğan ise İETT’ye transfer olmuştu. İETT’nin işçi kadrosuna alınarak futbol oynamaya başladı. Camialtı Spor’da sembolik ücretler alarak top koşturuyordu. Artık düzenli bir maaşı vardı. Ayda 250 lira kazanıyordu. Hem üniversite eğitimini yapabilecek, hem de ailesinin geçimini sağlayabilecekti. İETT’de yedi yıl oynadı ve İstanbul şampiyonluğunu tattı.
“Takdirli” kadrodan İETT’li
Oyun tarzı ünlü futbolcu Beckenbauer’a benziyordu. Futbol yaşamına forvet olarak başlayan Tayyip Erdoğan, 1978 yılından sonra libero mevkiine geçti. İETT Futbol Takımı’nda tıpkı dünya futbolunun önde gelen isimlerinden Beckenbauer gibi 5 numarayı giyen Erdoğan’ın topa vuruş stili de Alman yıldıza benzetiliyordu. Takım arkadaşı Sebahattin Ataol, ona neden “Beckenbauer Tayyip” dediklerini anlatıyor: “O zaman, Tayyip de Beckenbauer gibi libero oynuyordu. Pas atışı ve topa vuruş şekilleri Alman oyuncu ile aynıydı. Bu yüzden takımdaki bazı oyuncular ona “Beckenbauer Tayyip” derlerdi.” Dinyakos ayakkabısı bile yoktu Tayyip Erdoğan’ın futbolculuğu döneminde bugünkü gibi kramponlar fazla yaygın olmadığı için Dinyakos ayyakkabılar kullanılmaktaydı. Ancak bu ayakkabılar da pahalı olduğundan, ailesinin ekonomik şartları iyi olmayan Erdoğan’ın
Dinyakos almaya gücü yetmiyordu. Bunun en yakın tanığı da Erokspor’daki takım arkadaşı Ercan Arslan’dır: “O zamanlar, Dinyakos ayakkabılar vardı. Parası olan yaptırırdı. Tayyip ağabey de bu ayakkabılara hastaydı. 1972 yılında dayım Almanya’dan bir spor ayakkabısı göndermişti. Tayyip ağabey, o ayakkabılarımı çok beğenmişti.”
Tayyip Erdoğan’ın futbol hayatında unutamadığı maçlardan birisi ise Fenerbahçe ile oynadıkları hazırlık karşılaşması. Erdoğan’ın takımı Dereağzı’nda Alparslan, Fuat, Ziya gibi şöhretli oyuncuların karşısında karşılaşmayı 2-1 kazanmıştı.
Kaptanlık yaptığı İETT şampiyon olunca, Erdoğan, Takdirli işçi kadrosu’ndan İETT’de geçici olarak işe alınıyor. Daha sonra sınav kazanarak daimi işçi oluyor. Hem çalışıyor hem futbol oynuyordu.
Bu içerik Rizeliler Dergisi'nin Sayı 6 · Nisan 2012 · s. 42 sayfasında yayımlanmıştır. Metin dergi baskısından aktarılmıştır; özgün sayfa düzeni için sayının PDF'ine bakabilirsiniz.