Fikir harika, para desen var, fırsatta var girişken bir ruhta var, tecrübe desen zaten bizim aile mesleği bu. Bunların hepsi lazım ama olmazsa olmaz birşey var o da reklam ve ulaşılabilirlik. Sen varsın ama benim haberim yok, ne önemi var varlığının. Çünkü varlık nedenin müşterilerin. Peki haberimde var ama pazarladığın ürünü ne görebiliyorum ne de alabiliyorum. Almam için tanımam gerek, ve ta buralardan satın alabilmem gerek. Yani bu son anlattığım reklam ve ulaşılabilirlik yoksa varlığın varla yok arasında ve yokluğa doğru gidiyor demek.
Reklamın yoksa varlığın benim yukarıdaki paragrafım kadar muamma demek. Yukarıdaki paragraf yazı hakkında fikir veriyor biraz ama “biraz”. Tıpkı eskiden kalma broşür dağıtma işleri gibi. Kimsin, nesin, ürününün kalitesi ne, ve benim avantajım ne. Malum, ticari zekamız ile övünürüz ama devlet baba kendimizi pazarlayabilelim diye web sitesi ile tanıtımı kanunlara koymak zorunda kaldı. Çünkü bize kalsa hak getire. Sen ticareti bundan kırk sene evvel öğrenen birisine nasıl anlatacaksın interneti, e-ticareti.
İşler değişti, eskiden dükkanın işlek yerdeyse işler muhteşemdi ama ne olursa olsun hitap ettiğin kesim o sokaktan geçen insanlar kadardı. Bugünlerde ise tüm dünya müşteri adayı bütün girişimciler için. Düşünün, beş dolardan oyun satarak yüz milyon dolar kazanan firma var. Satmak için şube falan açmak zorunda değil. Masraf yok bizim anladığımız anlamda. Sadece düşünen çalışanları var. Sapanla taş atıp kuş vurmuyorsun, sapanla kuş atıp binaları yıkıyorsun ve cebine giren para yüz milyon dolar. Bakkal hesabı ile yirmi milyon müşteri demek. Belki değil ama ayrıntıya girmeye gerek yok.
Teknoloji ile alakamız dizi izlerken saatlerce bakıp durduğumuz TV denen kutunun çözünürlüğü hakkında bir cümleden ibaret.”Bu hd başka birşey ya” ya da “abi artık HD leri var bunun ya” ,gibi. Ya da kullandığımız cep telefonun hiç kullanmadığımız özellikleri gibi, “abi ivme ölçer diyorum ya, ölçüyor melet”. İnanın mobil uygulamalardan tutun da web sitelerine kadar, eğer ürünümüze güvenebiliyorsak, ürünü satabileceğimiz o kadar imkan var ki, işi kurarken kurduğunuz hayaller onların yanında 80’lerin dizilerine benzer.
Fotoğrafı büyük boyutta açGelelim yapılabileceklere, sadece eleştirmek tarzım da değil haddim de değil.
Yaptığınız işin konseptine uygun bir web sitesi, web sitesi ama basit bir site değil, göz alıcı arayüzün arkasında muhteşem bir organizasyon. Ziyaretçilerin ilgi alanlarını, yaptıkları aramaları, ne ararken sizin sitenize geldiklerini anlayıp size rapor halinde sunabilen bir web sitesi. Ziyaretçisine aradığını en kısa zamanda sunabilen bir web sitesi. Daha da önemlisi, sizi o kadar iyi ifade etmeli ki, ziyaretçi sayfa açıldığında “aradığım kesin burada vardır” demeli ilk bakışında.Ürününüze duyduğunuz güven hissinin aynısını insanlar sitenize baktığında hissetmeli.
Bir sosyal ağda sizi tanımlaması için seçtiğiniz nick kadar ürününüzü kısa ve öz tanımlamalı. Tıpkı Cem Yılmaz’ın Hokkabaz filmindeki gibi; -“O’na neden 10 numara diyorlar.” -“Çünkü 10 numara bir adam O.”
On numara deyince anlayacağınızı anladığınız gibi web siteniz sizi anlatmalı, tasvir etmeli ve güven telkin etmeli.
Fotoğrafı büyük boyutta açDaha da güzeli şu bence, bugün interaktif siteler sayesinde müşterinizin analizini o kadar güzel yapabiliyorsunuz ki ilgi alanını belirleyip müşteriye özel bir vitrin ile karşısına çıkabiliyorsunuz. Sitenizi her açan kişi ilgilendiği ürün ile karşılaşıyor. Bu talep edenle arz edeni en kısa ve en kolay şekilde bir araya getiriyor.
Sakın yanılmayalım. Şimdilerde eski metotlar bir süre daha idare edebilir bizi. Benim pazarım belli, müştrim belli, ürünüm ortada, seveni çok. Sorun çıkmaz. Bu gibi söylemlerin arkasından gelecek cümle şu olacaktır ”Ben nerde yanlış yaptım.” Yanlışın şu birader, zamanı doğru okuyamadın, insanların yönelimlerini kestiremedin ve şimdi bu durumdasın. Bilirsiniz, Nokia bir numaraydı, ötesi yoktu. HTC diye bir markadan kimsin haberi bile yoktu, bilenler Hatice der dalga geçerlerdi. Ama şimdilerde ise akıllı telefon öngörüsü olan HTC geleceği kestiremeyen Nokia ya fark attı. Türkiye’ de Iphone, Samsung ve HTC üçlüsü var. Ülkemizde Iphone ve Samsung gibi bir dev oluverdi. Kendi hayran kitlesi var. Nedeni zamanı doğru okumak, zamanı gelince ortaya doğru ürünü koymak.
Şimdi devir internet devri, insanlar eskiden sokaktaydı, sokakta satmak kazandırıyordu, ama şimdilerde ise insanları çoğu zamanını nette geçiriyor. Yani nette yoksan çok şey kaçırıyorsun demektir.
Hülasa-tül hülasa; teknolojinin bize sunduğu en büyük nimet (ticari açıdan) internet. Bu meydanda bende varım diyorsan sanal ortamda görelim sizleri. “Var mısın yok musun?” cümlesinin cevabı şimdilerde bu alanda yaptığınız faaliyetlerin içinde gizli…