Bunda bizim de Türkiye’den sorumlu hatalarımız oldu. Bu bakanı değil, Türkiye süreçte kimileri darbe Cumhuriyeti’nin yaptı, kimileri ‘bu işin Avrupa işlerinden yolu Diyarbakır’dan bakanı ve geçer’ deyip hedef baş müzakerecisiyim.
Bakan Bağış,
Türkiye’nin genç
dinamik nüfusu ile sorumlu
eğitim sinerjisini
saptırdı, kimileri başka Ülkemin çıkarları şeyler söyledi. Hep neyi gerektirirse onu ötelenmiş, ertelenmiş, yaparım. Avrupa’daki ama kimse AB ile akıl tutulması bizim müzakerelere başlamak muhalefeti etkiliyor için bizim ne yapmamız olabilir. Çok acıdır, lazım, hangi adımları ana muhalefet atmamız lazım, buna partisinin genel başkan kafa yormamış. 3 yardımcısı 2 gün önce Kasım 2002’de iktidara Washington’da Kıbrıs gelen Başbakanın bana ilk verdiği görev, Rum yönetiminin tek başına dönem seçimden birkaç gün sonra Danimarka’nın başkanlığını üstlenmesi halinde ilişkilerin Ankara Büyükelçiliği’ndeki akşam aynen devam etmesi, bir şeyin değişmemesi yemeği için hazırlık yapma talimatı gerektiğini söyledi. Türkiye’nin milli olmuştu. Başbakanın orada yaptığı davasının dahi bilincinde olmadıklarını konuşma, o günden bugüne yapılanların ortaya koyuyorlar. Onlar her zamanki gibi bir deklarasyonudur. 45 yıllık bekleme, ülkemizi şikâyet etmek için uluslararası o inançla giden Sayın Recep Tayyip platformlara başvurdular. Biz ise Erdoğan’ın masaya yumruğunu vurmasıyla gücümüzü milletten alıyoruz. Ama iktidarı, son buldu ve müzakerelere başlama kararı muhalefeti el ele vererek attığımız reform alındı.’’ adımları, o siyasi engellerin kaldırıldığı an bu fasılların büyük çoğunluğunun kısa
birleştirmesi
halinde önünde
Fotoğrafı büyük boyutta açkimsenin
duramayacağını
vurguladı.
Siyasi engellerin
sürede açılabileceğini gösteriyor.’’
kaldırıldığı an…
Bakan Bağış, müzakerelerde bugün Türkiye’nin kat ettiği mesafenin bölgede itibariyle 33 faslın 13’ünün açıldığını, ilham kaynağı olabildiğini ifade eden kâğıt üzerinde açılmamış 20 fasıl Bağış, “Bugün Mısır, Tunus, Libya’ya göründüğünü anlatarak, şunları söyledi: giderek orada kardeşlerimiz ile Cuma “Ama bunların 17’sinin üzerinde siyasi namazı eda edecek birçok Müslüman engel vardır. Yani açılış kriterlerinin lider var. Aynı ülkelere gidip demokrasi tamamı yerine gelse bile açılamaz. ve laikliğin erdemlerinden bahsedecek Açılabilir gözüken 3 fasıl da diğer çok batılı lider de vardır. Ama hem onu, müzakere eden ülkelerin müzakere hem onu yapacak çok fazla lider yok. sürecinde en sona bıraktıkları fasıllardır. Sayın Başbakanımızın Libya’ya, Mısır’a, Çünkü ülkelerin ekonomisi üzerine yük Tunus’a gidip oradaki kardeşlerimizle getirir. Bazen eleştiriliyoruz, ‘neden ibadet ettikten sonra onlara verdiği mesaj, bu fasıllar açılmıyor’ diye. Ben AB’nin Türkiye’nin doğunun en batılı, batının da en doğulu ülkesi olduğunun açık bir göstergesidir’’ diye konuştu.
Türkiye’nin genç dinamik nüfusu ile eğitim sinerjisini birleştirmesi halinde önünde kimsenin duramayacağını vurgulayan Bağış, “Eğer bugün Coca Cola, Pepsi Cola ve pek en önemli teknoloji firmalarının en üst yönetimlerinde Türk yöneticiler varsa, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’nden mezun olan gençlerimizin de önü açık demektir. Her birinizin verilen burslara başvurmasını önemsiyorum. Geçenlerde bir espriyi vesile edip, Leonardo da Vinci programının Türkiye için önemini anlatmaya çalıştım. Bazen çok önemli projeleri kamuoyuna anlatabilmek için belki sınırları zorlayan esprileri kullanmak gerekiyor. Ama o çerçevede bu ülkede 43 bin vatandaşımız, her yıl cebinden tek kuruş çıkmadan AB fonlarından yararlanarak eğitim alabileceğini göstermek istedim’’ dedi.
Avrupa ile ilişkimiz bir kazan kazan ilişkisidir
Bağış, Fransa’daki bir takım dar vizyonlu siyasi çevrelerin seçim kampanyası çerçevesinde gündeme getirmeye çalıştığı sözde soykırım tasarıları veya tarihi gerçekleri tartışmayı yasaklamaya kalkma çabalarını komik bulduğunu vurgulayarak, şöyle dedi: “Bunu ‘fa fatura’ kelebeklerine benzetiyorum. Bunlar seçim zamanlarda ortaya çıkar. Ama iki ülke arasında ciddi işbirliği vardır. Bu yüzden ilişkilerin boyutunu daha pragmatik, rakamlar boyutuyla değerlendirdiğimizde, Fransız iş dünyasının da buna karşı çıkacağına biliyorum. Bizim Avrupa ile ilişkimiz bir kazan kazan ilişkisidir. Bir ilişkinin sağlıklı olabilmesi için iki tarafın da bu işten çıkarının olması gerekir. Uluslararası ilişkilerde duygusallığa yer yoktur. Ulusal çıkarlar gözetilir. Biz eşitler müzakeresini götürüyoruz. Biz kapısında yalvardığımız bir kuruma üye olmaya çalışmıyoruz. Türkiye, AB ile eşitler müzakeresi yürütüyor. Hiç unutamadığım bir anımı paylaşmak istiyorum. Romanya’ya yaklaşık 1,5 yıl önce yaptığım bir resmi ziyarette, Romanya o dönem ağır ekonomik dönemden geçiyor. Dönemin başbakanına, ‘Üzülmeyin, biz daha ağır dönemlerden geçtik ama kısa sürede bugünlere geldik, siz de atlatırsınız’ dedim. Morali biraz yerine geldi. Bana bir tavsiyede bulunmak istediğini söyledi. Bana ‘Bu Avrupalıların her dediğini yapmayın. Bizim başımıza ne geldi ise müzakere sürecinde her şeye evet dememizden geldi. Müzakereyi 4 yılda bitirdik ama şimdi faturasını ödüyoruz’ dedi. Ben de ‘Biz diklenmeden dik durma siyasetini yürütüyoruz’ dedim. Biz Türkiye’nin AB müzakere sürecinde işi açılan fasıl sayısına endeksleyip, boynumuzdaki davulun tokmağını Brüksel’e bırakacak değiliz. Bizim için önemli olan milletin refahını artırmak.
Bir başka beğendiğim slogan, farklıyız ama beraberiz. Biz bunu ülkemizde de yaşadık. Yıllardır bu ülkede Türkü, Kürdü, Çerkezi, kadını, erkeği, Alevisi, Sünnisi, işvereni, işçisi ile birlikte yaşadık. Birbirimizi değiştirmedik, değiştiremeyiz de. Ben çok uğraştım birçok Galatasaraylı’yı, Beşiktaşlı’yı Fenerbahçeli yapmaya, beceremedim. Onlar da benimle uğraştılar, onlar da beceremediler. Ne zaman ki birbirimizi olduğu gibi kabul ettiğimizde farklı bir noktaya varabiliyoruz. Türkiye bunu başarırken aslında Avrupa ile ilişkilerimizde de bunu söylüyoruz. Biz buyuz. Biz sizin değerlerinize saygı duyuyoruz. Ama bizim değerlerimize saygı duymayana da münasip cevabı veririz. Ondan da kimsenin şüphesi olmasın.’’
Bakan Bağış, Başbakan Erdoğan ile Rize’ye gelmeden önce sohbet ederken Ege Üniversitesi’nde tatsız bir olay yaşadığını, şimdi de Rize Üniversitesi’ni ziyarete gideceğimi söyleyince, Başbakanımız kendisine, “Bizim uşaklar yumurta atmaz, çay ikram ederler, sen merak etme’’ şeklinde cevap verdiğini söyledi. Konuşmaların ardından Bakan Bağış, Rize’de AB ile ilgili ilköğretim okulları arasında düzenlenen çeşitli yarışmalarda dereceye giren öğrencilere ödüllerini verdi. Rize Üniversitesi
Rektörü Yılmaz da Bakan Bağış’a, ziyaretin anısına plaket hediye etti.
Rize Belediye Başkanı Bakırcı, Sarkozy’e Anzer balı ve Rize çayı gönderdi
Daha sonra Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı, Bakan Bağış’a Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’e gönderilmek üzere Anzer Balı ve Rize çayı vererek, “Sayın Sarkozy bu ürünlerden anlamadığı ve bilmediği için bulamaz. Yanlış bir şey verirler. Biz de AB Bakanımız ile kendisine organik Anzer Balı ve organik çay gönderiyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde bulamaz’’ diye konuştu. Bunun üzerine Bağış da “Ben de Fransa’nın Türkiye Büyükelçiliği aracılığı ile göndermek üzere, belediye başkanı ve Rize halkının Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’e zor günlerinde yardımcı olacağını düşünerek gönderdikleri çayı ve Anzer Balı’nı büyük bir memnuniyetle alıyorum. Mutlaka orijinal Anzer Balı ve çayının yararı olacaktır’’ şeklinde konuştu. Toplantıya Rize Valisi Seyfullah Hacımüftüoğlu, Rize Cumhuriyet Başsavcısı Atilla Aslan ile öteki ilgililer ve davetliler katıldı.