Bizim oralarda ağustos ayının bitimi dört gözle beklenir, çünkü 30 Ağustos deyince atmaca avına başlanır. Atmaca avcılığının ardındaki sır her ne kadar bıldırcın avlamak olsa da, ihtişamlı bir atmacayı kolunda gezdirmek Rizeli ve Artvinli erkeklerin gurur kaynağı, hevesi, ihtişamıdır.
Sırf zevk için dağa çıkıp atmaca avlayıp serbest bırakanlarından, atmacayı eğitip bıldırcın avlayanlarından, sadece kolunda gezdireninden tutun da evcil bir hayvan gibi besleyenlerine kadar her erkeğin gönlünde ayrı bir yeri vardır atmacanın. Bu yüzden yıl boyunca büyük bir heyecanla beklenir eylülün gelişi. Ama maalesef bu büyük bekleyiş yavaş yavaş yok olmak üzere. Teknolojinin ilerlemesi ve büyük kentlerin renkli ışıklarının zamane gençlerinin gözdesi olması bu kültürün yok olmasının ana unsurlarından.
Rize Atmaca ve Atmacacılık Kültürü Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Cemal Çolak, bu kültürün devam etmesi için mücadele ettiklerini dile getirirken “nerede o eskiden mahallelerde kolunda atmacalarıyla hava basan delikanlılar.” demekten de kendi alamadı.
Emekli paşasından doktoruna, milletvekilinden işçisine, memuruna kadar 290 üyesi bulunan derneğin en büyük faaliyeti; Orman ve Su İşleri Bakanlığı’ndan alınan sertifika karşılığında avcılığı yapılan fakat uluslararası mevzuatlara göre yasak olan atmaca avcılığın serbest bırakılması ve bıldırcın avcılığı yapılabilecek bir alanın oluşturulması. Ve elbette dedelerimizden miras kalan atmaca avcılığının gelecek nesillere taşınması. Atmacanın zili hiç susmasın.