“Bizleri bugünlere taşıyan; müşterilerimize en kaliteli hizmeti sağlama arzusu ve onların bizlere duyduğu güvendir,” sloganıyla yola çıkan Arimpeks firmasının sahibi Azmi Kansak ile bir röportaj gerçekleştirdik. Ağabeyi Fevzi Kansak ile birlikte çalıştıkları Arimpeks firması, bugün sektörde lider konumda olan ve ağırlıklı olarak ambalaj malzemesi üretimi yapan bir firma.
Azmi Bey siz de kökleri Rize’ye dayanan başarılı bir iş adamısınız. Ailenizden ve kendinizden kısaca bahseder misiniz?
Ben İstanbul’da doğmuş olsam da kökenim Rize’dir. Aile büyüklerim Çamlıhemşin’de yaşarken annem ve babam evlenmek için kaçarak İstanbul’a gelmişler. Kardeşimle ben burada doğup büyüdük. Çocukluğumuz Paşabahçe sırtlarında geçti. İlkokulu orada okuduk. Lise dönemimde ise Aksaray’a taşındık. Burada Pertevniyal Lisesi’nde okuduk. Liseyi bitirdikten sonra kardeşim İngiltere’ye gitti. Bende Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde okudum. Üniversiteden sonra profesyonel iş hayatına girdik. Kardeşim uzun yıllar dış ticaret firmalarında yönetici olarak çalıştı. Bense basketbolla uğraştım. Profesyonel düzeyde oyuncuydum.
İş hayatı neren başladınız?
Ben üniversiteyi bitirdiğimde kamuda çalışmayı istiyordum. Bu yüzden Çalışma Bakanlığı’nın açmış olduğu müfettişlik sınavlarına girip, müfettiş yardımcısı olarak iş hayatıma başladım. Hem iş hayatımı hem profesyonel anlamda spor hayatımı bir dönem birlikte yürüttüm. Spor hayatıma daha fazla vakit ayırmak için kamudaki görevimden istifa edip özel sektörde çalışmaya başladım. 3-4 sene hem çalışıp hem de basketbol antrenörlüğü yaptım. Daha sonra iş hayatı daha ağır bastı.
Fotoğrafı büyük boyutta aç“Türkiye’deki ilaç sektörünün %70 gibi büyük bir kısmıyla biz çalışıyoruz.”
Şuan sahibi olduğunuz Arimpeks firması ne zaman kuruldu?
Arimpeks firması 1987 yılında kuruldu. 300 m ’lik bir alanda 2 adet makine ² ile işe başladık. O tarihten itibaren de büyüyerek devam ettik. Firmamız ağırlıklı olarak, Alüminyum Folyo ve OPP, PET, PE kullanarak tek katlı ve çok katlı baskılı baskısız ambalaj malzemesi üretmekte. Büyük ve kurumsal firmalara hitap ediyoruz. Ağırlıklı olarak ilaç sektörüyle çalışıyoruz. Türkiye’deki ilaç sektörünün %70 gibi büyük bir kısmıyla iş biriliği halindeyiz. Hitap ettiğimiz firmalar genel olarak büyük firmalar oluyor. Bugün geldiğiz noktada 50 kişilik personelimiz ile senelik 2000 ton üretim kapasitesine sahibiz. Sürekli gelişim kavramını sanayi yaşamı içinde temel ilke olarak benimsemiş ve ihracata yönelik çalışmaları da aynı anlayışla sürdürmekteyiz.
Fotoğrafı büyük boyutta açFirmanızla ilgili olarak hedefleriniz nelerdir?
Artık işin içinde çocuklarımız yer alıyor. Biz kendi adımıza belirlediğimiz hedeflere ulaştık. Bundan sonra çocuklarımızın elinde. Eğer onlar bir hedef koyarsa biz onların arkasında dururuz. Bu saatten sonra kendimize de vakit ayırmak zorunda olduğumuzu düşünen bir bakış açısına sahibim. Ama dediğim gibi onlar bir hamle yapmak isterlerse ben kesinlikle arkalarında dururum.
Çocuklarınızdan bahsetmişken onlarda sizin gibi sporla ilgileniyorlar mı?
Çocuklarımızın da belli bir dönem spor yapmalarını sağladık. Spor insana kolektif davranmayı kazandırıyor, kazanma sevincini ve birlikte hareket etmeyi öğretiyor. Çocuklarımızın başka bir şeyle uğraşacaklarına sporla uğraşmalarını tercih ettik. Bundan güzel ne olabilir ki? Ama maalesef şimdi profesyonel olarak spor yapıp hem de eğitim hayatını sürdürmek pek mümkün olmuyor. Bu nedenle de çocuklarımız eğitim hayatını tercih ettiler. Örneğin üst düzey basketbol oynamanın yolu kendinizi tamamen o spora adette etmenizden geçiyor.
Ama siz bunu yapmış bir insansınız…
Orda Doğu Teknik Üniversitesinde okuyup hem de profesyonel olarak sporcu olmak gerçekten kolay değildi. Okulda ciddi bir eğitim alıyorduk. O zamanlarda basketbolla olan ilgim hırsımla birleşince devam etti. Bizim dönemimizdeki akademisyenlere baktığımızda hem sporla ilgilenip hem eğitimi hayatını hem de iş hayatını sürdürdüğünü görüyoruz. Şimdiki gençlerin hem mesleğini yapıp hem de sporcu olması çok zor. Sporcular arasında eğitim düzeyi giderek düşmeye başladı. Günümüzde bir kişi profesyonel olarak spor yapmak istiyorsa bir tercih yapmak durumda kalıyor. Çünkü ikisini bir arada sürdürmek mümkün olmuyor. Aslında bu bir paradokstur. Bunun mutlaka çözümlenmesi lazım. Çünkü eğitimin bir insana katkısı çok büyüktür.
Fotoğrafı büyük boyutta açBirazda Rize’den bahsetmek istiyorum. Rize’ye gitme fırsatı buluyor musunuz?
Rize’nin benim ve ailem için ayrı bir yeri var. Çocukluğumuzda annem ve babam memlekete arada bir gidiyorlardı. Ben de hayatımın kritik noktalarında hep gidip geldim. İlk olarak ilkokul çağında gittiğimi hatırlıyorum. Sonrasında üniversite zamanında gittim. Birde yıllar sonra evlenip çocuklarım olunca onlarla beraber gittim. Her gidişimde müthiş sevdiğim bir yer oldu. Aynı şekilde çocuklarım ve eşimde çok sevdiler.
Rizeli olmak sadece orada yaşamak değildir. Bunu hissetmekte önemlidir. Sizde böyle hissedenlerdensiniz sanırım…
İşin aslını sorarsanız o yöreye ait olmaktan keyif alıyorum. O yörenin insanını gördüğüm zaman onunla ağız dolusu sohbet ediyorum. Tabi ki Türkiye’nin dört bir tarafındaki insanlarda benim için çok kıymetli ama o duygu bir başka. Kendine yakın olanı daha yakın hissediyorsun herhalde.
Bununla ilgili bizimle paylaşabileceğiniz bir anınız var mı?
Çukurova takımında oynarken maç yapmak için geldiğimiz Ankara’da Bulvar Palas otelinde kaldık. O otelin sahiplerinin Hemşinli olduğunu daha sonra öğrendim. Bir tesadüf eseri otelin sahibiyle sohbet etmeye başladık ve benim de Çamlıhemşinli olduğumu öğrendi. Akşam yemeği için benden söz aldı. Akşam yemek için aşağı indiğimde gördüm ki bana ayrı bir sofra hazırlamışlar. Hamsili mısır ekmeğinden tutun da kara lahana sarmasına kadar her şey vardı. Hemşehricilik kavramıyla ilgili aklımda kalan güzel bir anımdır.
Rize’yle ilgili olarak söylemek istedikleriniz nelerdir?
Rize çok farklı bir yer. Çok farklı bir vadi. Bunu çevre faktörüne de bağlayabilirsiniz. Doğa yapısı gereği vahşi bir yapı söz konusu. Böyle bir bölgenin içerisindeki insanlar da farklı arayışların içerisine giriyorlar ve böylece hiç bilmedikleri özelliklerini keşfediyorlar. Ayrıca Karadeniz insanı Türkiye’nin dört bir tarafından insanlara göre yaşadığı bir gurbet hayatı var. Büyükşehirlerde bir mücadelenin içine giriyorlar. Buda bir ortak bilinç gelişmesine neden oluyor. Okumanın önemini anlıyorlar. Bizim içinde babamın yaptığı okuyun telkinleri çok önemliydi. Ben de Karadeniz insanına bölgeden çıkan önemli insanları örnek almalarını öneriyorum. Gençlere okuyup bir meslek sahibi olmalarını tavsiye ederim.