Değerli okuyucularımız, bu ay da sizlerleyiz… İçinde bulunduğumuz ay itibariyle önemli günlerimizin başında Rize’mizin kurtuluşunun yıldönümü bulunmaktadır. Tüm hemşerilerimizin 2 Mart Rize’mizin düşman işgalinden Kurtuluşunun 94. yıl dönümü kutlu olsun. Büyük Önder Atatürk, Kurtuluş Savaşı yıllarında Kuvayi Milliyeciler’e takalarıyla silah taşıyan Laz uşaklarını her zaman takdirle karşılamıştır. İpsiz Recep, Dursun Kaptan, Sarı Şükrü gibi pek çok Rizeli şehidimiz bu savaşın kazanılmasında büyük özveride bulunmuşlardır. Bunun yanında yine 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin yıldönümünü kutlar güzelim ülkemiz adına hayatlarını feda eden bütün şehitlerimizi rahmetle ve minnetle anıyorum.
Bunun yanında yine mart ayının en önemli günlerinden biri de 8 Mart Dünya Kadınlar günü. Ülkemizde kadın olmak gerçekten zor. Hele hele de Karadeniz kadını için olay daha da zorlaşıyor. Yöremizin coğrafik, kültürel ve sosyolojik yapısı, Karadeniz Kadınını hep güçlü olmaya itmiştir. Onlar her türlü zorluğun üstesinden gelebilecek azme ve inanca sahiptir. Gerekirse tarlaya, çay toplamaya tek başlarına giderler, gerekirse gurbette olan eşinin yerine evin reisliğini yaparlar.
Karadeniz kadını cesurdur, çalışkandır, azimlidir, vefalıdır, sadıktır… Ama en önemlisi Karadeniz yeşili gibi değişmez ve vazgeçilmezdir. Hep vardır ve var olmalıdır.
Yaşlı teyzemizin de dediği gibi: “Zor iklimde yetiştik biz, daha küçüklükten uyum sağlamamız istendi Karadeniz’e, o yüzden ilk çay bezi verildi sırtımıza, sonra da ayağın kaydığında nasıl çaya tutunman gerektiği öğretildi. Bağda bahçede işlerin nasıl yürütüldüğü uygulamalı anlatıldı. Biz ağaçlarla oynadık çocuk oyunlarımızı ya da çay bahçelerinde yaptık ilk yarışımızı… İşte bu sayede erkenden öğrendik yere düştüğümüzde tutunacağımız doğru dalı ya da hayat yarışını kazanmak için çok çalışmayı… ”Memleketimin tüm kadınlarının bu önemli gününü kutluyorum. Cefakar Karadeniz kadınının bir gün değil her gün hatırlanması gerektiğini düşünüyorum.