Rize’de en eskisi 1890’lı yıllarda yapılan R Ü 70 tarihi kemer köprü, doğanın neden T olduğu tüm olumsuzluklara rağmen ayakta kalmayı başarıyor. 100 yaşın Ü K üzerindeki bu köprülerin halen ayakta kalması geçmişte kullanılan sivil mimarideki kaliteyi de gözler önüne seriyor.
Doğu Karadeniz bölgesi oldukça engebeli bir arazi yapısına sahiptir. Kıyıdan başlayan yüksek tepeler ve dağlar arasında derin vadiler bulunmaktadır. Her vadide dağlardan özellikle bölgenin en yüksek sıra dağları olan Kaçkarlardan inen yağmur ve kar sularının aktığı akarsular vardır. Akarsularla birleşen küçük dereler ise bu akarsuların kollarını oluşturmaktadır. Derin vadiler içinde akarsu ve derelerin çok olması yörede sık aralıklarla köprü inşa edilmesine neden olmuştur. Genellikle yuvarlak kemerli inşa edilen köprülerin bazılarında basık yuvarlak kemerler de kullanmıştır. Kemer ve korkulukları kesme taştan, diğer kısımları moloz taştan inşa edilmiştir. Kemer ayakları bazen dere yatağına bazen de dere kenarındaki ana kayalar üzerine oturtulmuştur. Her ne kadar bir yerden bir yere geçişi sağlasa da aslında köprüler, geçmişten gelen değerleri günümüze taşımada da büyük görev üstlenmiştir.
Konuyla ilgili bilgi veren Rize İl Kültür ve Turizm Müdürü İsmail Hocaoğlu, Rize’de yaşları 100 ile 120 arasında değişen 70 kemer taş köprü bulunduğunu belirterek bu köprülerden hiç birinin yıkılmadığını, aradan geçen bir asra rağmen ayakta kalmayı başardıklarını belirtiyor.
Rize yöresinde sivil mimarinin ürünü olan taş kemer köprü yapımı o dönemlerde oldukça geliştiğini söyleyen Rize İl Kültür ve Turizm Müdürü İsmail Hocaoğlu; “İlimizde 100-120 yaşları arasında tescilli 70 adet taş kemer köprü bulunmaktadır. Bu köprülerin tamamı yıkılmadan ayakta kalmayı başarmıştır. Zaman zaman bu köprülerde meydana gelen tahribatlardan dolayı onarım çalışması yapılmıştır. Acil onarılması gereken 25 köprünün onarımı tamamlanmıştır. Her yıl, yıl içerisinde ortalama 2-3 köprünün onarımına devam ediliyor. İlimizde tek gözlü, çift gözlü ve hatta dört gözlü taş kemer köprüler de vardır” şeklinde açıklama yapmıştır. Ayrıca, bir asır önce yapılan bu köprülerin halen ayakta kalmasının o gün ki sivil mimarinin ulaştığı kalite seviyesini gösterdiğini ifade eden İsmail Hocaoğlu, “Köprülerde kullanılan malzeme, düzgün kesme ve moloz taştır. Köprü kemerleri düzgün kesme taşlardan, ayaklar ve diğer kısımlar, moloz taşlardan inşa edilmiştir. Korkuluklar tek sıra taş olarak yapılmış olup, bazılarında sonradan eklenen demir korkuluklar yer almaktadır. İlimizde 2-3 metre yükseklikte taş kemer köprüler bulunduğu gibi 45 metre yükseklikte taş kemer köprülerde vardır. İlimizde bulunan en büyük taş kemer köprüler; 20 metre yükseklik ve 40 metre uzunluğunda ki Şenyuva Köprüsü, 19. yüzyılın sonunda Türk ustalar tarafından yapılan Köprülü Köyü Köprüsü, Fındıklı İlçesi Abu Deresi üzerinde bulunan Çağlayan Köprüsü ve 1901 yılında yapılan Güneyce Köprüsüdür” şeklinde açıklamalarda bulunmuştur.
Taş Kemer Köprüler
Rize’nin, deniz seviyesinden 2000 metre yüksekliğe ve 50 km’lik bir mesafeye ulaşan topografyası, oldukça dik yamaçlar meydana getirmektedir. Bu durum akarsuların denize hızlı bir akışla dökülerek derin vadiler açmalarına neden olmuştur. Buna bağlı olarak dağlık arazide yaşayan yöre insanı, sıkça karşısına çıkan akarsu vadilerini geçip konutlarına, yaylalarına ve tarım alanlarına ulaşmak için köprüler inşa etmiştir. Bu bakımdan Rize yöresinde taş kemer köprü mimarisi oldukça gelişmiştir. Yöre ikliminin etkisiyle (sel) bu köprüler çabuk yıpranmış ve sık sık onarım görmüşlerdir. Köprülerde herhangi bir kitabeye rastlanmamakla beraber, genellikle Osmanlı döneminin son zamanlarında yapıldıkları düşünülmektedir.
Köprülerin tümü, akarsu yatağının iki yanında karşılıklı birer ayak üzerine yükselen yuvarlak ya da hafif sivri kemerli bir yay formundadır. İlk çağlardan itibaren farklı zaman ve mekanlarda farklı toplumlar tarafından kullanılan bu formun, tercih edilmesindeki ana faktör kullanımından doğan işlevidir. Köprülerin tümünün kemer biçiminde yapılmasının temelinde yatan düşünce, köprünün fevkani yapısı ile sık sık sel suları ile taşan akarsuların altında kalmamasını sağlamaktır. Ormanlık bir bölge olmasına rağmen köprülerin, ahşap yerine taştan yapılmasının nedeni; taşın, suya karşı ahşaba göre daha sağlam ve dayanıklı bir malzeme olmasıdır. Tümü dikdörtgen planlıdır ve bir çoğu tek ve yuvarlak kemerlidir. Çamlıhemşin’de ki Kadıköy Köprüsü ve Yukarı Durak Köyü Köprüsü çift kemerli köprülerdir. Ayrıca bugün sadece ayak kalıntıları kalan, Behice Köyü’nde yer alan köprünün ayak kalıntılarından çift gözlü olduğu tahmin edilmektedir. Köprülerin tek gözlü olmasının sebebi genellikle dar vadilere kurulmasından kaynaklanır. Bazı köprüler basık yada hafif sivridir. Köprü ayakları çift ya da tek yönde doğal kayalara oturmaktadır. Tümünün korkulukları köprü yolunun iki kenarında tek sıra kesme taş ile oluşturulmuştur.
Fotoğrafı büyük boyutta açKöprülerin hemen hemen hepsinde kullanılan taş malzeme, düzgün kesme ve moloz taştır. Köprü kemerleri düzgün kesme taşlardan, ayaklar ve diğer kısımlar, moloz taşlardan inşa edilmiştir. Korkuluklar tek sıra taş olarak yapılmış olup, bazılarında sonradan eklenen demir korkuluklar yer alır.
Yükseklikleri vadinin derinliğine göre değişmektedir. 2-3 metre yükseklikte köprüler bulunduğu gibi 15-20 metre yükseklikte köprüler de vardır. En yüksek köprülerden biri de Çamlıhemşim İlçesi’nde yer alan Şenyuva Köprüsüdür. Bu köprü yaklaşık 20 metre yüksekliktedir. Yine köprülerin uzunlukları da kuruldukları vadilerin genişliklerine göre 20 ile 45 metre arasında değişmektedir.
Şenyuva Köprüsü
Fırtına Deresi üzerinde doğu-batı doğrultusunda uzanan köprü tek gözlü, kemerli taş köprüdür. Yörenin en büyük ve en eski köprüsüdür. Dere seviyesinden yaklaşık 15-20 metre yükseklikte ve 40 metre uzunluktadır. Kemer ve korkuluklar düzgün kesme taştan, ayak dolguları ise yığma taştan yapılmıştır. İniş ve çıkış kısmında basamaklar vardır. Her iki tarafına daha sonradan yaklaşık 1 metre yükseklikte demir korkuluklar yapılmıştır.
Köprüköy Köprüsü (Çamlıhemşin)
Fırtına Deresi üzerinde kurulu taş köprülerinden birisidir. Köprünün batı ayağına küçük bar tabliye kemeri ilave edilmiştir. Tabliyesi iki yandan dik olan köprünün korkuluk duvarları kısmen yıkılmıştır. Köprünün 19. yüzyıl sonlarında Türk ustalar tarafından yapıldığı bilinmektedir.
Çağlayan Köprüsü (Fındıklı)
Köyün merkezinden geçen Abu Deresi üzerinde kurulmuştur. Bölgedeki yaygın taş köprülerden birisidir. Tek bir kemer gözünden oluşur. Son yıllarda kullanılmayan köprünün korkulukları yıkılmıştır. Yapıldığı tarih bilinmemektedir.
Güneyce Köprüsü (İkizdere)
Güneyce’nin merkezinden geçmekte olan İyidere Suyu üzerinde yapılmış tek gözlü taş köprüdür. 1901 yılında inşa edilmiştir.