I. Abdülhamit tarafından medrese olarak inşa ettirilen bugün ise İstanbul Ticaret Borsası’nın merkezi olarak kullanılan tarihi binada İSTİB Meclis Başkanı İslam Ali Kopuz’u ziyaret ettik. Borsa başkanlığı görevini nasıl üstlendiğinden, başkanlık süreci içinde neler değiştiğinden ve milli servet olarak görülen 50 senelik tohumlar bahsederken Rize’den konuşmayı da ihmal etmedik.
Sizi biraz tanıyabilir miyiz?
Rize’nin Gündoğdu ilçesi Veliköy’denim. 1964 doğumluyum. Babam 18 yaşında İstanbul’a gelmiş ve burada ticaretle uğraşmaya başlamış. Unkapanı’nda gıda toptancılığı yapıyordu. Unkapanı’ndan sonra Rami’ye geçtik. Daha sonra babam Elif Et olarak sucuk salam fabrikası kurdu. Hala fabrika bizim elimizde. Ufakta olsa imalat yapıyoruz. Bende ticareti çok sevdiğim için babamla birlikte çalışarak ticarete başladım. Hayatımda en keyif aldığım şey ticaret. İster bir lira olsun ister yüz lira, çalışıp çaba göstererek bunu kazanmak bana çok keyif veriyor.
İstanbul Ticaret Borsası’nın görevleri nelerdir?
İstanbul Ticaret Borsası maliye bakanlığının yan kuruluşu olarak görev yapan bir kurumdur. İSTİB, kotasyona dahil olan gıda maddelerinin; et, süt, peynir, zeytin, zeytinyağı, un, şeker gibi ürünlerin tescillenmesini sağlar. Bu ne demektir; topraktan çıkan malın tüketiciye varana kadar takibi ve kayıt altına alınmasıdır. Eğer bir kişi üretim yapıyorsa, ürettiği malın tescillenmesiyle fatura kesmek zorunda kalır ve böylece kayıt dışı satış söz konusu olmaz. Örneğin 1000 kilo etin tescili yapıldığında üretici firma bu etin çıkışını yapmak zorundadır. Bu etleri alan kasaplar da fatura kesmek zorundadır. Böylece bütün süreçler, belli bir düzen içerisinde, kayıt altına alınır. Alınan her üründe bizim imzamız var diyebilirim.
Başkanlık görevini kaç yıldır sürdürüyorsunuz ve seçimler nasıl gerçekleştiriliyor?
2009 seçimlerinden beri bu görevi sürdürmekteyim. Daha önce meclis üyesi olarak görev almıştım. 4 yıldan beri de meclis başkanıyım. Seçimler 4 yılda bir oluyor. Bu yıl mayıs-haziran ayılarında gerçekleştirilecek seçimlere ağabeyim Çamur Ali Kopuz aday olacak. Ben tekrar aday olmayı düşünmüyorum. Seçimler şöyle oluyor. TOBB’un bünyesindeki 365 oda Türkiye genelinde aynı dönemde seçim yapmak zorunda. Bunun içinde Ticaret Odaları, Sanayi Odaları hepsi için geçerli. Biz Sanayi Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na bağlıyız ve TOBB’un bünyesindeyiz. Seçimlerden sonra bütün odaların yönetim kurulları belli olur, Ankara delegeleri belli olur ondan sonra TOBB seçime gider. Onun için seçimler belirlenen bir tarihte yapılmak zorundadır.
Borsa başkanlığına aday olmaya nasıl karar verdiniz?
Bende ticaretle uğraştığım için İstanbul Ticaret Borsası’na bağlıydım. Dayım Borsa’da aktif görev alıyordu ama o çekilince bizden birinin temsil etmesi gerekir diye düşündüm. Ben bir işi yapacaksam üzerinde düşünürüm. Yaptığım işi en iyi şekilde yapmak isterim. Burada da 4-5 sene gözlem yapma fırsatım oldu. Burada da düzgün gitmeyen şeyler olduğunu gördüm ve bu yüzden adaylığımı koydum.
Sizden önceki borsa başkanı çok uzun bir dönem görevi sürdürmüş…
Eski Yönetim Kurulu Başkanı Nejat Ekrem Basmacı tam 44 yıl görev yapmış. Ben meclis başkanı olarak göreve geldikten 8 aya sonra istifa etti ve gitti. 44 yılın ardından başkan olarak seçilmemle bir sultanlığı çökertmiş oldum. Nejat bey, iyisiyle kötüsüyle İstanbul Ticaret Borsası’na hizmetleri olmuş önemli bir isim. Tuzla’dan 20 yıl önce aldığı yerin benim gözümdeki değeri 130 milyon dolar. Orada çok güzel projeler gerçekleştirilebilir. Orada çok büyük bir kazanç getirebilecek potansiyel var ve bu potansiyeli borsanın lehine döndürmek lazım. Borsa’ya ait bir vakıf kurmak, üniversite kurmak, bir kısmına sosyal tesisler kurulmak gibi projelerden bahsedilebilir. Tabi bu projeleri gerçekleştirmek kime nasip olur bilemiyorum.
Sizle beraber neler değişti burada?
Burada birçok şey değişti ama bunları söylemekten pek hoşlanmam. Konuştuğunuz zaman “ben” oluyorsunuz. Borsa’ya meclis üyesi olarak katıldığımda gözlem yapma fırsatım olmuştu. Borsa başkanı olduğumda ise tespit etmiş olduğum eksiklerden başladım. Öncelikle meclis üyelerini bir araya getirdim. Üyeler birbirlerini tanımıyorlardı. Sık sık toplantılar düzenledik ve bunları düzenli hale getirdik. Burada bir tane komisyon yoktu. Ama şimdi bütün talimatları genel sekreterimiz alıyor, komisyona havale ediyor, komisyon da hazırlığını yapıyor. Alım satımlarda da çok şey değişti. Bundan 4 sene önce 450 milyara ihaleye verilen iş bugün 100 milyara veriliyor. Borsa 44 senede 23 milyon para biriktirmişken son 4 senede tam 29 milyon biriktirdi. Borsa’yı basına açtık. Dergimizi çıkarttık. Seminer düzenledik. Bir yerden bir kapı araladığınız zaman devamı geliyor.
Fotoğrafı büyük boyutta açÜyeler bu değişimlerle ilgili ne düşünüyor?
Burada 4 senedir borsanın bir kuruşu ziyan olmadı. Bu kadar yılda bu kadar para birikti. Mesela yurtdışı seyahatlerini karşıyım. Çünkü bunu kullanan insanlar vardı. Yurtdışı seyahatlerine çıkmanın bir amacı vardır. Fuar adı altında yurtdışına çıkıp tatil yapanlar vardı. Bu da yetmiyormuş gibi harcırah alıyorlardı. Bu bahsettiğim gezilerde de yüzde elli azalma oldu. İhaleler var, alım satımlar var. Bizden önce böyle şeyler yoktu burada. Bir şeyler yaptığınız zaman iyi de olsa tepkiyle karşılaşabiliyorsunuz. Gelen evraklar incelenmeden sadece imzalanıyordu. Neye imza atıldığı bile bilinmiyordu. Baskı altında 10 dakika yapılan toplantılar sonucunda yüksek fiyatlı ihaleler veriliyordu. 20 sene boyunca 450 binden verilen ihaleyi 100 bine başkasına verdirdim. Sonra da ihaleye fesat karıştırıyorsun dediler. Böyle bir saltanattan sonra ne reform yaparsan yap yine kötü oluyorsun.
“Tohumların peşimi bırakmayacağım. Onlar bizim milli servetimiz.”
Birde Türkiye için çok önemli olan tohumları buldunuz. Bundan bahseder misiniz?
Borsayı rutin bir şekilde dolaşıyordum. Kavanozların içinde çeşitli tohumlar vardı. Merak ettim ve sordum. Tohumların elli senedir durduğunu öğrendim. Hemen Namık Kemal Üniversitesi’ne telefon ettim. Konudan bahsedince çok heyecanlandılar. Tohumlarla birlikte üniversiteye gittim. Şuan ise Yeditepe Üniversitesi ile kurduğuz komisyon tarafından ortak bir çalışma sürdürülüyor. Tohumlar çimlendirmeye çalışıyorlar. Bizde çıkmasını bekliyoruz. Onlar bizim milli servetimiz. Dünyada 50-60 senelik tohum yok. Tohumların peşimi bırakmayacağım.
Toplum sağlığı açısından önemli bir noktaya daha değinerek mekanik kıymaya dikkat çekmiştiniz. Peki nedir bu mekanik kıyma?
Mekanik kıyma dediğim etin içine karıştırılan kemiklerdir. Kemikleri un haline getirip katkı maddeleriyle birlikte sucuğun içine katıyorlar. Halk sağlığı açısından çok zararlı olan mekanik kıymadan yapılan sucukları salamları da 5 liradan satıyorlar. Halkımız ucuza satılan et ürünlerine karşı dikkatli olsun.
Birazda Rize’den bahsedelim. Rize dernekleriyle aranız nasıl? Aktif olarak görev alıyor musunuz?
Derneklerin faaliyetlerinde bulunuyorum. Aktif ve çok güzel işler yapan derneklerimiz var. 10 sene önce Kopuzlar Vakfı’nda başkan yardımcılığı yapmıştım. Birkaç ay öncesine kadar da İstanbul Yetimler Derneği başkanlığı yapıyordum. Toplum adına çalışmalar yapan, bizi bir araya getiren dernek çalışmalarına önem veriyorum ama şu anda işlerimin yoğunluğu nedeniyle çalışmalarıma ara verdim.
Son olarak Rize’ye gidiyor musunuz diye soralım? Rize’ye dönmek gibi bir projeniz var mı?
Rize’ye tatil amaçlı gidiyorum. Rize’nin havasını bilen, eğer İstanbul’a hiç gelmediyse, başka yere gitmek istemez. İstanbul’dan dönüş pek mümkün olmuyor. Burada da bir düzen kurduk. İşimiz burada. Bu yüzden dönmek pek mümkün görünmüyor.