(Seven Pounds)
Fotoğrafı büyük boyutta açDram filmlerinin genel özelliği olan durgun yapısı göz önüne alındığı zaman, dramlara kalite katan oyunculuklar ve senaryo seçimidir. Kuvvetli bir kurguyla karşımıza çıkan olaylar ve durumlar o kadar iyi iç içe geçer ki ne olduğunu bile anlamadan düşüncelere kaptırmış buluruz kendimizi. Will Smith’in başrolü üstlendiği 2008 tarihli film, tam olarak böyle bir yapım. Dokunaklı hikayesi ile öne çıkan Yedi Yaşam (Seven Pounds) en iyi dram filmlerinden biri. Umudunu Kaybetme’nin (Pursuit of Happyness) yönetmeni Gabriele Muccino, peşini bırakmayan bir sırrın kefaretini ödemek için tamamen yabancı yedi kişinin hayatlarını kökten değiştirmeye çalışan bir adamın öyküsünü anlatıyor bu kez. Filmin baş karakteri Ben Thomas, kurguladığı planı hayata geçirmek için hiçbir şeyin ona engel olamayacağını düşünüyordur. Ama Ben Thomas’ın asla beklemediği şey, bu yabancılardan birine aşık olmak ve aşık olduğu kadının onu değiştirmeye başlaması olacaktır.
İzleyiciyi avucuna alan bir gizem ve şaşırtıcı bir aşk öyküsü sunan Yedi Yaşam; hayat ve ölüm, pişmanlık ve bağışlama, yabancılar ve dostluk, aşk ve kefaret üzerine kışkırtıcı sorular soruyor ve insanların kaderlerini şaşırtıcı biçimde birbirine bağlayan şeyleri takip ediyor. Her şey yedi isimden oluşan bir listeyle başlıyor: Ben Thomas, Holly Apelgren, Connie Tepos, George Ristuccia, Nicholas Adams, Ezra Turner ve Emily Posa. Bu isimlerin tek ortak noktası, her birinin bir dönüm noktasına ulaşmış ve umutsuz derecede yardıma muhtaç olmalarıdır. Hiçbiri, Ben’in kefaret planını uygulamak için her birini teker teker seçtiğinden haberdar değildir. Ama hayat dolu bir kalp hastası olan Emily Rosa (Rosarion Dawson), Ben’in olanaksız sandığı bir şey yaparak planın gidişatını değiştirir. Yakınlaştığı Ben’in dünyaya bakışını altüst eder. Yedi Yaşam’ın güçlü ve dokunaklı senaryosunun yanında oyuncu seçimleri de oldukça başarılı. Emily rolündeki
Rosario Dawson ve Ezra rolündeki Woody Harrelson rollerinin hakkını fazlasıyla verirken Will Smith’i ise diğer filmlerinden biraz daha farklı bir rolde izliyoruz. Bir anlık dalgınlığın sonucu yaşanan kazanın, o insanda yarattığı sorumluluk duygusunu Will Smith’in olağan üstü oyunculuğuyla gözler önüne seren bu film, izleyicinin kafasında bir takım soru işaretleri bırakarak bitse de kesinlikle izlenilmesi gereken bir yapım.