Röportaj: Aytekin Kalender · Fotoğraf: Ersoy UstaoğluRizeliler Dergisi · Sayı 14 · Aralık 2012 · s. 74
Karadeniz müziğinin tanınmasında büyük katkıları olan, müziğinde kullandığı farklı şivelerle dikkat çeken, Karadeniz’in sevilen sesi Gökhan Birben Rizeliler Dergisi’nin bu ayki konuğu oldu. Sorularımıza verdiği samimi cevaplarla keyifli bir şekilde geçen sohbetimiz ise söyle;
Öncelikle bütün Rizeliler dergisi okurları adına merhaba Gökhan Birben… Karadeniz müziğinin sevilmesinde ve popülaritesinin artmasında büyük katkısı olan “Hey Gidi Karadeniz” albümünün sizin için ne anlam ifade ettiğini sorarak sohbetimize başlamak istiyorum.
İlk göz ağrısı denilebilir. Gerçi klasik bir söylem ama benim için derin bir heyecan olduğu kesindir. Aynı heyecanı diğerlerinde yaşamadınız mı diyebilirsiniz ama kanımca ilkler gibi olmuyor. Amatör bir ruha sahip olduğunuz dönemle, işe biraz ehli ya da profesyonel baktığınızdaki dönem maalesef aynı olmuyor. Profesyonelleştikçe duygudan ötede daha teknik bakma durumu ortaya çıkıyor. Yaşadığınız bölgenin duygularını teknik varyasyonlarla işlediğinizde, kısmen özünüzün biraz uzağına kayıyor. O yüzden amatör ruhu ve duyguyu içinde barındıran ilk albüm “Hey Gidi Karadeniz” hep başka bir noktada kalacak benim için. Zaten sizinle ve daha önceki söyleşilerime baktığınızda genellikle sürekli ilk albüm ya da “Hey Gidi Karadeniz” sorusuyla karşılaşıyorum.
“Zaten Hey Gidi Karadeniz” deyince şuan okuyan herkesin kafasında hatıraları canlanmıştır. Bu güzel anıların zihnimizde yer etmesini sağlayan Gökhan Birben kimdir? Kısaca kendinizi bize anlatır mısınız?
İnsanın kendini anlatması kadar zor bir şey yoktur sanırım. Rize’nin Pazar ilçesi Haçapit köyünden 10 kardeşten biriyim. 10 kardeş deyince ilk anda şaşkınlık uyandırıyor ama öyle. İlkokul çağlarından beri sesim güzeldir diye o sınıftan bu sınıfa öğretmenler sınıfları gezdirip türküler söyletirlerdi. Her ne kadar utanıp bazen söylemek istemesem de, sopayı görünce ağlasam da, söylemek zorunda kaldığım zamanlar çok olmuştur. O dönemlerde başlayan serüvenin beni bu noktalara kadar getireceğini pek düşünmemiştim.
gelebilmek başka bir duygu. Özelliklede Çocukluk çağlarımda iki şeyi çok açık alan konserleri kendimi bulduğum istemişimdir; futbol ya da müzik… en güzel anlardır. Albümler artık Her ikisini de yaptım denilebilir. geçmişteki gibi dinleyici kitlesiyle Futbola ve müziğe olan ilgimin ikisi buluşamıyor. İnternet de aileden geliyor sanıdenilen ortam ve rım. Ağabeyim, kardekorsan, albüme olan şim, akrabalar ve köyüilgiyi adeta eritti. Bir müzün (Haçapit) çok insanın albüm büyük bir çoğunluğu yapma nedeni; futbolla yatar futbolla gündemde kalabilmek kalkardı. Lise döneminolsa da, benim ta deyken İstanbul’da başından beri taşımış Fenerbahçe Genç konuşulan dillerin olduğum dert, Takım elemelerini müzisyen kimliğimle kazanıp yaklaşık iki yıl kendi yaşamım futbol oynadım ve aynı değil bu hazinenin süreçte Kadıköy’de özel yaşamasıydı. Bunun bir okulda müzik eğiiçin herhangi bir timi almaya başladım. kaygı ya da farklı bir çabam yok. Sadece Sanırım müzik daha öne geçti ki, bölgemizde asırlardır konuşulan bulunduğum noktayı buna örnek dillerin türkülerini sıcak ve gündemde gösterebiliyoruz. İnsanın belli bir yaş tutabilmek… Bunun önemi şimdi döneminden sonra ilgi alanları başka yöne kayabiliyor. Örneğin çocukken futbol ve müzik derken şimdi ise; evren bilimine ve geçmiş medeniyetlerin yaşamlarıyla ilgili hikayelerine merak saldım. Sanırım yaşlanıyorum.
anlaşılmasa da, gelecekte nasıl bir değer olduğu anlaşılacak.
Karadeniz müziğinin kazandığı ivme ve günümüzdeki durumuyla ilgili ne söylemek istersiniz?
Bu soruya verebileceğim en güzel yanıt; geçmişte el ile yapılan örgülerle makinenin yapmış olduğu örgü arasındaki fark neyse, müzikte de aynı fark aynı biçimiyle oluşmaya başlıyor. Örneğin; 15 yıl önce Karadeniz müziği ilmik ilmik örülüyordu. En azından iyi işler adına tırnaklarıyla, parmaklarıyla, ticari kaygı duymadan, ciddi ve samimi bir çaba vardı. Yani tam olarak içinde bile değildim. Ama bu ciddi çabaları gördükçe, kendi topraklarının değerlerini kirletmeden de kendine duyduğu saygı kadar o kültüre de saygılı insanların olabileceğini gördüm. Özellikle Karadeniz müziğine ve albüm yapmaya yönelişimin önemli
Karadeniz yöresinde konuşulan hemen her şivedeki eserleri seslendiriyorsunuz. Bu yüzden bütün bölgeyi sarıp sarmalayan her kulakta bir iziniz var. Sizin bu seçiminizin sebebi neydi peki?
Dergide okumuştum sanırım. Bir dilin yok olduğunu, bilim adamları papağanların dilinden öğrenmişlerdi. Farkındaysak kaybedilen ne varsa yaşamın içinde, dönüp onu arama gereği duymuşuz hep. Örneğin; en çok ihtiyaç duyduğumuz bilgisayarın başına geçtiğimizde, eskiye ait fotoğraflara bakınca içimiz yanar ve o anları yeniden yaşayabilmek isteriz. Belkide gelecek yüzyıllardaki nesiller, bu dillerin varlığını okuduğumuz türkülerden öğrenecekler. İşte bu yüzden, en azından kendi coğrafyamda, okuduğum farklı dillerin türküleri önemli benim için. Yani var olanı korumak, yaşatmak ve geleceğe aktarmak…
Halkla buluşma noktasında en çok tercih ettiğiniz buluşma yeri neresidir? Yani konserler mi, yeni albüm mü ya da sahne aldığınız mekanlar mı?
Ebetteki konserler. Konserlerdeki içtenlik, samimiyet ve yan yana nedeniydi bu ivme. Ama artık teknoloji var ve kolaycılığa başvurarak yapılan çalışmalarda beraberinde bir karmaşa ve kirliliği getiriyor.
dünya etnik müzik festivallerinde, kendi folklorik değerlerimizi başka kültürlerle yanayana getirebilmek en büyük hayalim.
Karadeniz müziği ve bu yörenin folkloru için şunu da yapmalıyım dediğiniz bir projeniz var mı?
Hayalimdeki en önemli şeylerden biride geçmişte Hemşin erkeklerinin giydiği yerel kıyafetlerle sahne alabilmek ama şu ana kadar giyim konusunda belirgin bir giysi modeline rastlayamadık. Çok araştırdık ve hatta bununla ilgili araştırmalarda yapılıyor ama şu ana kadar net bir biçime rastlayamadık. Özellikle bayanların giysileri ve onların geçmişten geleceğe yansıttığı başa bağlanan puşi vs gibi modeller kadın kimliğinin kültürümüze olan bağlılığını ortaya koyuyor ve kadınlarımızın bu kültürün gerçek sembolik değerleri olduğunu düşünüyorum. Tüm bu yerel zenginliklerimizle beraber, folklorik değerleri bilinmedik diyarlara götürüp farklı kültürlerle bütünleştirmeyi çok isterim. Örneğin; farklı ülkelerde,
Rize için konuşacak olursak, bu yörede yapılması gereken en elzem proje sizce hangisidir?
Yapılması gereken değil de yapılmaması gerekenler (santraller, barajlar sahil yolları… vs.) yapılmazsa Karadeniz, binlerce yıl kendi varlığını koruyarak bizlerin yaşadığı kadar başka kuşaklarında yaşamasına imkan verecek bir zenginliğe sahip. Onun için bir proje dendiğinde aklıma ilk gelen “eyvah” kelimesidir. Yeşilin her tonunun mevcut olduğu, dünyanın bütün güzellikleri yapılan projeler adı altında mahvediliyor.
Son olarak şunu öğrenmek istiyorum ki; Karadeniz müziğini dinleyici kitlesi sizce kimlerden oluşuyor? Ve Rizeliler dergisi aracılığıyla buradan dinleyicilerinize ne söylemek istersiniz?
Zaman dilimi koyamam belki ama tahminen 50 yıl öncesine kadar
Karadeniz müziğini yine kendi bölgesine sevdalı bu yörenin insanları tarafından dinlenirdi. Bunun nedeni de, tamamen yerel kalışıyla ilgili olsa gerek. Günümüzde durum farklı artık. Örneğin; geçmişte tulum ya da kemençeyi genelde yaşlı ya da belli bir yaş düzeyindeki insanlar çalardı ve yine dinleyici kitlesi de bu yaş döneminin insanları tarafından dinlenirdi. Oysa şimdi durum farklı. Tulumu da, kemençeyi de 16 ya da 17 yaş düzeyindeki geçler çalıyor hatta buna paralel olarak kemençeyi ve tulumu bayanlar çalıyor. Az önceki örnekteki gibi dinleyici kitlesi de değişti. Eğer elle tutulabilen doğru işler yapılırsa 7’den 70’e herkes yapılanı kabul eder. Örnek verecek olursak, benim yaptığım çalışmaları henüz konuşmaya yeni başlamış bir çocuk da dinliyor, 100 yaşındaki bir yaşlımızda dinliyor. Aktif olarak konserlere giden ya da müziğin direk içinde olan kesim daha çok genç kuşaklar. Bulunduğumuz noktanın en iyi tarafı bu çünkü gelecek geliyor diyebiliyoruz.
Bu içerik Rizeliler Dergisi'nin Sayı 14 · Aralık 2012 · s. 74 sayfasında yayımlanmıştır. Metin dergi baskısından aktarılmıştır; özgün sayfa düzeni için sayının PDF'ine bakabilirsiniz.