Rize ve Rizelilerin buluşma platformu · 2011'den beri
Kültür Sanat Etkinlik

Tezhip ve Minyatür Sanatlarında Rizeli Bir Hanımeli Ayşe Emine Sultan Çelik

Ayşe Emine Sultan Çelik popüler kültürün aksine gerçek sanatlara emek veren bir hemşehrimiz. Altunizade Kültür Merkezi’nde, İslâm Ansiklopedisi (İSAM) iç donanımda görevli Fuat Günel’le tanışıp Osmanlı Türkçesi (nesih, sülüs, rik’a, ta’lik ve divâni okuyup yazma) dersi, Arapça dil eğitimi, Kubbealtı Akademisi Kültür Sanat Vakfı’nda Tevfik Kalp’den nesih ve sülüs üzerine Hüsn-i Hat dersleri gibi birçok alanda ders alarak kendini geliştirmiş bir sanatçıdır aynı zamanda. Osmanlı Türkçesi, Hüsn-i Hat eğitimine devam etmekte olun sanatçının bazı özel koleksiyon eserleri de bulunmaktadır. Moda sektörüne kattığı güzelliklerin ardından hat, tezhip ve minyatür sanatlarında başarılara imza atan Çelik’in, ülkemizde ve yurtdışında birçok sayıda sergide eserleri yer almıştır. Bu Rize’li önemli sanatçı; birikimlerini deneyimlerini hemşehrileriyle ve sanatseverlerle paylaşıyor. Bizde kendisiyle çalışmaları ve memleket üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Öncelikle biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Hangi eğitimleri aldınız?

1969 yılı Kasım ayında İstanbul Üsküdar’da dünya ya geldim. Eğitimimi İstanbul’un çeşitli semtlerinde tamamladıktan sonra moda sektöründe çalışma yaşantıma başladım. 20 yıla yakın bir süre bu sektörün çeşitli alanlarında görev aldım. Klasik sanatlara olan ilgime daha fazla dayanmayarak 2003 yılında önce

Osmanlı Türkçesi, Kubbealtı Kültür ve Sanat Vakfı’nda Hüsn-i Hat, özel bir atölyede de tezhip dersleri ve de minyatür dersi almaya başladım. Bir müddet bu sanatlar üzerine çalışmalar yapan bir vakfın yönetim kadrosunda yer aldım. Sanatsal çalışmalarıma serbest olarak devam etmekteyim. Çalışma yaşantıma şimdi İstanbul’da faaliyet gösteren Rize Dernekler Federasyonu (RİDEF) de eklendi. Bu zamana kadar güzel çalışmalar yapıldı, inşallah bundan sonra bizlerde bu güzelliklere güzellikler katacağız.

Rizeli olan sanatçı, Molla bir büyükbabanın torunusunuz. Ailenizin Rize bağlantısından söz eder misiniz?

Babam; Rize Merkez’e bağlı Pazarköy (Mişona) köyündendir. Annem ise

Güneysu’dandır. Ailemin topraklarına, daha doğrusu köklerine aşırı bir bağlılığı bulunmaktadır. Her ne kadar İstanbul’da yaşasakta muhakkak her sene düzenli olarak Rize’ye gidilir. Eskiden çay bahçelerinin hasadı içinde gidilirdi ama günümüz de sadece ziyaret maksatlı oluyor bu yolculuklar. Bu ziyaretlerin benim için anlamı çok farklıdır. Öncelikle Rahmân-ı Rahîme kavuşmuş olan anne ve babamı ardından diğer büyüklerimi ziyaret ederim. Sımsıcak karşılama, dost sohbetleri eskileri yâd etme… Nefes aldığımda gelen çay fabrikasının kokusu ve Potomya Deresi’nin şırıltısı; hiçbir terapistin sağlayamayacağı ruh dingilliği verir bana.

Biz Rizeli isimleri daha çok popüler sanatlarda görürüz. Siz gerçek sanatla iştigal halindesiniz. Mesleğinizde aldığınız yoldan, çalışmalarınızdan örnekler verir misiniz?

Benim icrâ eylemeye çalıştığım sanat, kısa zaman da yol katedebileceğiniz, “tamam oldum” diyebileceğiniz bir dal değildir. Ömrünüz vefâ ettiği sürece öğrencisiniz. Aslında Karadeniz insanının bu sanatlara eğiliminin olmamasının nedeni oldukça sabır ve zaman isteyen uğraşı olmasıdır. Sadâkat baş prensiptir. Devamlı çalışacaksınız. Yâni; aslında klasik sanatların hepsi kaprislidir. Hat sanatında bu durum çok daha farklıdır. Ulviyete hâiz olan bu sanat diğer bütün sanatlarında atasıdır. Asıl amaç Kur’an-ı Kerim’i, Hadis-i Şerifleri, özlü sözleri beyt, nahtları ve şiirleri daha güzel yazmak, gelecek nesillerin emâneti olan bu değerleri aslına uygun günümüz teknolojileri ve sanat anlayışıyla aktarmaktır… Rivâyet odur ki; mukaddes kelâm meşk edilirken kelâmın ruhâni melekleri kamışın mürekkeple buluşup âherli kağıt üzerindeki raksını tamamladıktan sonra; mürekkep kuruyana kadar kamışı tutan elin sahibine şefaât ederlermiş. Edermiş ki, ömrü vefâ ettiği sürece kadîm kelâmı yazmaya, gelecek nesillere aktarmaya devam eylesin diye…

düşünceleriniz nelerdir?

Klasik sanatlarımız, Cumhuriyet Dönemi öncesinde oldukça iyi zamanlarını yaşamıştır. Cumhuriyet döneminden sonra ise maalesef çöküşe geçmiş, birçok üstat bu konu dolayısıyla mağdur olmuştu. Envanter acısından, kaynaklar açısından sıkıntılarımız var. Bizlere en iyi kaynaklar kutsal mekanlarımız camilerimiz. Lakin çalışma yapmak için elimizin altında kitaplarımız olmalı ki her seferinde

Spora olan ilginiz yakınlığınız nedir?

farklı kompozisyonlar yapabilmeli, Sporla olan tanışıklığım ortaokul tekrarlardan uzak durabilmeliyiz. yıllarına dayanır. O yıllarda basketbol Çünkü bu sanatların özü; yapılan takımı ve hayatlarını anlatan bir dizi çalışmalar tektir. Taklit edilince vardı. Basketbolu sevmem ve oynama özelliğini kaybeder. Vakıftayken de bu isteğimi artıran bu diziydi. Okul seçmelerine katılıp takıma girer girmez konu üzerine çalışmalarımız vardı. Kalıcı kitaplar, dijital takım kaptanı oldum. kütüphâne ve her Okul yıllarından sonra isteyen sanatkârın profesyonel olarak alacağı şifre ile kolayca devam etmem konusungiriş yapabileceği da teklif gelmesine rağinternet üzerinden men ailemin izin vermeeserlere ait orijinal mesi üzerine bıraktım. görüntüler… Daha sonra kendimi Vakıftayken ön çalışmalarını yapmış, koruma anlamında bir spora eğilmek uçundan bu envanteri oluşturmaya istedim. Mai-tai olarak bilen Tayland başlamıştık. İnşallah bu çalışmalar boksu eğitimini almam bende güven duygusunu ileri seviyelere getirdi. Uzun destek ve kabul görür, amacına ulaşır çünkü; sanat biz Türk insanının süre aktif olarak ilgilendim. Şu anda öz benliğini yansıtıyor. Gelecek aktif olarak yapmıyorum. Yaptığım tek nesillerin bizlere emâneti, onlara iyi spor artık yürüyüş. bakıp asıllarına uygun geleceğe iâde etmeliyiz…

Hat sanatı sabır ve

Tezhip ve Minyatür Sanatlarında Rizeli Bir Hanımeli Ayşe Emine Sultan ÇelikFotoğrafı büyük boyutta aç

zaman isteyen bir

uğraştır. Sadakat

ise baş prensiptir.

Sanat adına geleceğe dair

sanatını sergilemeli, insanların değer anlayışlarına sunmalı ki, eleştiri alabilsin; bu kendini geliştirmek isteyen sanatkârlar için çok önemlidir! Gelen her yapıcı eleştiri bir adım ileri götürür ehil kişiyi. Sanatseverler hem bu sanatları yakından seyredebilme olanağına, hem de kendilerine yakın bulundurabilme olanağına sahip olabilsinler…

Bu güne değin birçok sergide eserleriniz yer aldı. Birazda bunlardan söz eder misiniz?

Klasik sanatlar da klişeleşmiş bir tâbir bulunmaktadır. “Mârifet iltifâta tâbidir’’ Yani sanatkâr icrâ eylediği

Bu içerik Rizeliler Dergisi'nin Sayı 11 · Eylül 2012 · s. 62 sayfasında yayımlanmıştır. Metin dergi baskısından aktarılmıştır; özgün sayfa düzeni için sayının PDF'ine bakabilirsiniz.