Rize ve Rizelilerin buluşma platformu · 2011'den beri
Yaylalar

Avusor’a Yürümek

Herşey bir arkadaşımızın düğünü için gittiğimiz Fındıklı’da başladı. Planımız düğünün ertesi günü daha once görmediğimiz bir yaylaya gitmekti. Biz bir yandan bu konuyu tartışırken yemek yediğimiz pidecinin sahibi Avusor Yaylası’nı görüp görmediğimizi sordu. Cevabımızı beklemeden de orada amcasının oğlunun pansiyonu olduğunu ekledi. Onun anlatımına göre Ayder’e gittikten sonra, oradan 15 dakikalık bir araba yolculuğuyla Avusor Yaylasına ulaşıp, sonrasında da 20 dakikalık bir yürüyüşle Dadala Pansiyon’a varılabilirmiş. Araç kiralama işini son güne bıraktığımızdan altımızdaki binek arabanın bahsettiği yola uygun olup olmadığını sorduğumuzda, gidersiniz bununla cevabını aldık. Siz sakın bu satırlara inanıp program yapmayın. Ayder’den sonra söylediği yola girdiğimizde 12 saniye sonra arabanın altını üç kere vurduğumuzdan geri dönmek zorunda kaldık. Ayder’den bir yürüyüşümüz 3,5 saat sürdü. kamyonet kiraladık. Ve o kiraladığımız kamyonetle bize 15 dakika denen Avusor Yaylası Çamlıhemşin’e bağlı yaylaya 45 dakikada ulaştık. Ayder’den bir yayla. Ayder’den gün içinde belirli çıktıktan yaklaşık beş dakika saatlerde dolmuş seferleri yapılmaktadır. sonrasında görüş yaklaşık 2 metreye Bölgede Lazlar’ın düştüğünden nasıl kullandığı bir bir yerde olduğumuz yayladır. Kuzeyde hakkında hiç bir

Bölgenin başka bir

özelliği de özellikle

Avusor’a YürümekFotoğrafı büyük boyutta aç

Kaçkar Yaylası fikrimiz yoktu. Ama güneyde ise Palakçur gördüğümüz kadarı

bahar aylarında

Avusor’a YürümekFotoğrafı büyük boyutta aç

Yaylası ile komşudur. keyifli bir kaç günün

ve neredeyse

Ayder’den Kavrun’a bizi beklediğini giderken, ilk sola hissetmemizi sapıldığında Avusor sağlıyordu. Yayla’ya yaylası yoluna vardığımızda yaylanın girilmiş olur. Avusor kahvesinin önünde yaylasının aşağı etraftaki insanlarla bölümü ahşap sohbet etmeye evleriyle birlikte başladık. Dadala’ya genellikle taş gideceğimizi evlerden oluşmuştur. Yaklaşık 50 ev söylediğimizde etraftaki kalabalığın mevcuttur. Yukarı yayla da ise evler, azalmasından yürüyüşümüzün yirmi çığ tehlikesinden dolayı genellikle bir dakika sürmeyeceğini anlamamız gerekiyordu. Yayla’dan kalacağımız yere insan boyundan kısadır. Burada da yaklaşık 50 civarı ev bulunmaktadır. Bu evler soğuğa karşı korunmak amacıyla tezekle kaplanmıştır. Yayla, Kemerli Kaçkar dağının alt yerleşkesi olup, adını verdiği Avusor Gölüyle ünlüdür. Bu göle yaklaşık 60-70 metre yüksekten baktığınızda bile içerisinde yüzen balıkları çıplak gözle görme şansı sunmaktadır.

Avusor’a YürümekFotoğrafı büyük boyutta aç

sonbaharın

ortalarına kadar

Avusor’a YürümekFotoğrafı büyük boyutta aç

yerlere halı gibi

serilen epidemik

Avusor’a YürümekFotoğrafı büyük boyutta aç

bitki çeşitliliğidir.

Bölgenin başka bir özelliği de özellikle bahar aylarında ve neredeyse sonbaharın ortalarına kadar yerlere halı gibi serilen epidemik bitki çeşitliliğidir. Bu nedenle bu mevsimlerde gidenlere yakın plan çekebilecek fotoğraf makinelerini yanlarına almalarını tavsiye ediyoruz.

Avusor’un size sunduğu bunca güzellikler kadar orada bulamayacağınız bazı şeylerde var tabi. Bunlardan bir tanesi yaz geceleri, hani incecik giyinip hafif bir ürperme duyarsınız ya. Orada dört mevsim geceleri hava sıcaklığı sıfırın altında olmaktadır. Bunu dikkate almanızı özellikle tavsiye ediyoruz. İmkanınız var ve kış sporlarından hoşlanıyorsanız da mutlaka kışın da görmenizi tavsiye ediyoruz bölgeyi.

Biz maceramıza devam edecek olursak Avusor’dan çıkıp kalacağımız yere vardığımızda görüşü azaltan sise bir de karanlık eklenmişti. Yolculuktan dolayı hem yorulmuş hem de acıkmıştık. Ne yiyebiliriz sorumuzun cevabını “peynir birazdan olur, muhlama yaparız”olarak alınca doğru yerde olduğumuzu anladık. Sabah uyanıp pansiyondan çıktığımızda ise Altıparmak Sivri’lerinin nefes kesici güzelliği ile karşılaştık. Hem de günlük hayatta bir tanesini gördüğümüzde sevindiğimiz gökkuşağından iki tane ile birlikte bakıyorduk koca kütlelere. Sabah yağan yağmurdan sonra kaldığımız yerdeki ufaklığın topladığı mantarları yerken sorgulamadık acaba zehirli midir diye. Pansiyonun verandasında oturup etrafı seyretmek bile güzel bir tatil için yeterliyken etrafı dolaşmaya karar verdik. Şansımıza bölgede doğup büyümüş sonrasında başka başka yerlere dağılmış bir grupla aynı anda orada bulunduğumuzdan onlar bize rehberlik yaptılar. Yüksek bir tepeye çıkıp seyrettik gölü ve gölün içerisinde telaşsız yüzen balıkları. Ve günü bir çok yaylamızda olduğu gibi bulut denizine batan güneşle kapattık. Yol boyunca söylendiğimiz pideciden özür dilemeyi unutmadan.

Yazı & Fotoğraf: Uğur Deveci

Bu içerik Rizeliler Dergisi'nin Sayı 8 · Haziran 2012 · s. 72 sayfasında yayımlanmıştır. Metin dergi baskısından aktarılmıştır; özgün sayfa düzeni için sayının PDF'ine bakabilirsiniz.