Mehmet TARAKÇI

  • Mehmet Tarakçı Simit Sarayı
  • Mehmet Tarakçı Simit Sarayı

Açıklama

Açıklama

TÜRKİYE’DEN BİR DÜNYA MARKASI GELİYOR!

Röportaj : Rizeliler Dergisi (Nisan 2013)

Rizeli girişimci bir iş adamı olan Mehmet Tarakçı dünya markası olma yolunda ilerleyen Simit Sarayı’nın arkasındaki isim. Üstelik bu işe kendi imkanlarıyla başlayıp bir sektör açmış olan iş adamı,  geleneksel lezzetimiz simit ve Türk çayını tüm dünyaya tanıtmayı hedefliyor.

Kısaca kendinizden bahsedip çay ve simit satma hikayenizin nasıl başladığını anlatır mısınız?

1965 Rize doğumluyum. Lise eğitimimi Güneysu’da tamamladım. 1985 yılında Boğaziçi Üniversitesi’ni kazanarak İstanbul’a geldim. İstanbul’da okurken genlerden gelen bir ticaret duygusuyla kırtasiye işine girdik. İşleri yavaş yavaş büyüterek matbaacılığa başladık. 2001 yılında, şuan ki ortağım Haluk Bey ile tanıştım. Birlikte sadece simit ve çay satmaya karar verdik. Bizim kırtasiyenin karşısında bir dükkan kiraladık. Hem geleneksel lezzetimiz simidi, hem de çay kültürünü insanlara hatırlattık. Bu işe başlarken baştan bazı kurallar koyduk. Bu kuralların dışına çıkılmasına da izin vermedik. Bu işi self servis yapalım dedik. Fırını insanların görebileceği bir yere koyalım ki simidin kokusunu alıp sıcacık çıktığını görsünler istedik. Simidin yanında olmazsa olmazlardan birisi de çaydır. İnsanlar çaydan çıkan buharı görsünler istedik, çayı da fırının yanına koyduk. Başta konuştuğumuz bu ayrıntıların ne kadar önemli olduğunu daha sonra farkına vardık.

“Sattığımız her simidin karşısında 2 bardak çay satılıyor.”

Simit ve çay satmaya başlarken ilginin bu kadar fazla olacağını tahmin etmiş miydiniz?

İlginin bu kadar olacağını tahmin etmemiştik. Okuldan hocalarımız gelip sıcak simit almak için kuyruğa giriyorlardı. Orada iki üç ay çalıştıktan sonra, bu işi şehir merkezine taşımaya karar verdik.

Peki Simit Sarayı nasıl doğdu? Bu yola başlarken üç ortak olarak yola çıktık. İşi şehir merkezine taşımaya karar verdiğimizde 3. ortağımız bizden ayrıldı. Ortağım ve ben yeni açacağımız mağazalarda Simit Sarayı ismiyle ilermeye karar verdik, isim hakkı için başvuruda bulunduk. Simit Sarayı ismiyle açacağımız mağaza ilk mağazamızı için yer bakarken, Mecidiyeköy’de bir kiralık yer bulduk. Simit ve çay zaten bilinen bir şeydi ama biz bunları biraz daha rahat bir forma soktuk. Mecidiyeköy gibi kalabalık bir yerde, o küçük fırın ile talebe cevap vermeye çalıştık. Kuyruklar uzadıkça ismimiz daha da duyuldu.

Mehmet Tarakçı Simit Sarayı

Peki Simit Sarayı nasıl doğdu?

Bu yola başlarken üç ortak olarak yola çıktık. İşi şehir merkezine taşımaya karar verdiğimizde 3. ortağımız bizden ayrıldı. Ortağım ve ben yeni açacağımız mağazalarda Simit Sarayı ismiyle ilermeye karar verdik, isim hakkı için başvuruda bulunduk. Simit Sarayı ismiyle açacağımız mağaza ilk mağazamızı için yer bakarken, Mecidiyeköy’de bir kiralık yer bulduk.  Simit ve çay zaten bilinen bir şeydi ama biz bunları biraz daha rahat bir forma soktuk. Mecidiyeköy gibi kalabalık bir yerde, o küçük fırın ile talebe cevap vermeye çalıştık.  Kuyruklar uzadıkça ismimiz daha da duyuldu.

Sektöre hızlı bir girişi yapıtınız yani…

Aslına bakarsanız sektörü çok iyi bilmiyorduk. Hatta simit nasıl yapılır onu bile bilmiyorduk. Daha önceki Hisarüstü’ndekidükkanda küçük bir taş fırın yapmıştık. Çalıştığımız usta bize simidin sadece taş fırında pişeceğini söylemişti. Bizde diğer dükkandakullandığımız fırını alarak yeni dükkana koyduk ama hesaba katmadığımız bir şey vardı. Bir seferde sadece 20 simit çıkarabiliyorduk. Fırın talebi karşılamayınca, İzmit’e gidip bir Rum usta bulduk. Çabalarımız sonunda 50 adet simit yapan bir fırına kavuştuk ama baktık ki bu da talebe yanıt vermiyor. Bu işin illa geleneksel taş fırında mı olması gerekiyor diye düşünürken daha modern, katlı, taş fırından daha iyi sonuç veren bir fırın aldık. Aldığımız katlı fırın ile bir seferde 150 tane simit yapabilir hale geldik.

Hiç vakit kaybetmeden büyümeye başladınız…

Kriz dönemi olduğu için birçok noktada boş duran yerler vardı. Bizde bu durumu fırsata çevirdik. Taksim’de bir dükkan tuttuk. Taksim’in merkezindeki yedi sekiz katlı bir binayı Simit Sarayı yapınca yine dikkatleri üzerimize çektik. Bakırköy’de ve Kadıköy’de mağazalar açtık. Derken iki sene içinde İstanbul’un önemli yerlerinde 20 dükkanımız oldu. Artık işin sahibi olduğumuzu herkes kabullendi ama 2-3 senenin sonunda herkes bu işi yapmaya başladı. Her işte olduğu gibi bu işide iyi yapmayanlar oldu ve bu eksiler bize yazılmaya başladı. Sıkıntılar ortaya çıkınca bu iş farklı yapmamız gerektiğine karar verdik. Ortaklarımızla beraber Avrupa giderek bu işi nasıl yapılması gerektiğini araştırdık. Bizim gibi üretim yapan bir tesisi gezdiğimizde, bir merkezde üretilen ürünleridondurarak mağazalara gönderdiklerini gördük. Aynı sistemi Türkiye’de uyguladık. Merkezi bir operasyon oluşturduk. Mağazalarımızın dekorasyonunu tamamen yeniledik. Şuan geldiğimiz noktaya baktığımızda Türkiye’nin en şık mağazalarını yapıyoruz diyebiliriz. Hatta Avrupa’da bile en iyi mağazalardan biriyiz.

Avrupa’da gördüklerinizi Türkiye ayağında uygularken zorlandınız mı?

Başlangıçta biraz zorlandık çünkü Türkiye’de donmuş ürünle ilgili hiç kimse hiç bir şey bilmiyordu. Bu işi tamamen bilimsel yöntemlerle yaptık. Gıda mühendisleriyle çalıştık. TÜBİTAK’a gittik ve projemizi anlattık. TÜBİTAK ile birlikte yürütülen 6 aylık bir çalışmanın ardından ürünlerin nasıl dondurulacağı, nasıl çözüleceği hakkında tüm değerlere ulaştık. Türkiye’de bu teknoloji pek bilinmediği için yurtdışında danışmanlarla çalıştık. 2004 yılında kuruduğumuz tesiste üretime başladık ve şu anda fabrikalarımız 500 mağazayı karşılayacak kapasiteye sahip.

Kurumsallaşma anlamında büyük adımlar atmışsınız…

Biryandan fabrikamızda üretime başlarken bir yandan daİstiklal Caddesi’ndeki mağazamızı yeniledik. İki yıl içinde tüm mağazalarımız yenilendi ve bu yeniliklerle beraber hem müşteri profilimiz değişti hem de ciromuzu üçe katladık. Yaptığımız bu adımlar kurumsallaşma anlamında önemliydi. Aynı  tarihlerdefranchising talepleri artmaya başladı. Çünkü piyasadaki diğer markalar bizim gibi bir altyapısı olmadığı için teker teker kapandılar. Sektörde tek kaldık. Hal böyle olunca bu işi daha kurumsal bir hale getirmek için piyasadan ciddi bir şekilde danışmanlık almaya başladık. 2009 yılında şirketimizi tamamen kurumsal bir hale getirdik.

Yurtiçinde değil yurtdışında da birçok mağazanız var. Hangi ülkelerde varsınız?

Yurtiçi mağazalarımızın yanı sıra yurtdışında da büyümeye devam ediyoruz.  2009 yılında açtığımız Girne mağazalarımızın ardından, Avrupa’daki ilk mağazamızı 2010 yılında Hollanda Lahey’de açtık. Bu mağazanın ardından Rotterdam, Mekke, Frankfurt, Amsterdam, Beijerlandselaan ve Meent mağazalarımızı açtık.

Sadece simit değil Türk çayına da ciddi bir katkınız oluyor. Ne kadar çay satıyorsunuz?

Aslına bakarsanız bizim bu yola çıkarken hedeflerimiz arasında bu konu da yer alıyordu. Yurtdışına çayımız doğru bir şekilde sunamadığımızı düşünerek büyük bir misyon üstlendik.Bazıları bizi sadece simit satıyor diye düşünse de sattığımız her simidin karşısında iki bardak çay satılıyor. Bugün geldiğimiz noktada, 200’ü aşkın mağazamızda yılda100 milyon bardakçay satışı yaparken bunun 25 milyonu yurtdışına satıyoruz.Üstelik Türk çayını geleneksel haliyle sunuyoruz. Yaptığımız şey buradaki hizmeti dünyaya götürmek. Yurtdışında açtığımız mağazalarda simit ve çayı orijinal isimleriyle sunuyoruz. Yabancılar gelip simit ve çay istediklerini söylüyorlar.Kadıköy’deki mağazada nasıl çay satılıyorsa yurtdışı mağazalarımızda da aynı şekilde çay isteniyor. Bu anlayışın öncüsü olarak, Türk çayının dünyanın dört bir tarafında bizim gibi klasik Anadolu usulüyle sunan markaların ortaya çıkması ve böylece Türk çayının bilinirliğinin artması en büyük temennimiz. Biz hedeflerimizi büyütürken, hemşehrilerimiz ürettiği çayın daha da kıymetli hale geldiğine, geleceğine inanıyoruz.

Türk çayının tanıtımına bu kadar katkınız oluyorken Çaykur gibi büyük çay üreticilerinin size desteği oluyor mu?

Bu anlamda herhangi bir destek almıyoruz. Ama biz Türk çayını dünyada ve Türkiye’de en güzel şekilde sunduğumuza inanıyoruz. Bütün mağazalarımızda Çaykur’un çayı kullanılıyor. Çay konusunda oldukça titiz davranıyoruz. Çay demleme konusunda personelimize eğitim veriyoruz. Kullanılacak suya kadar denetlemelerini yapıyoruz. Demlenen çay kesinlikle 20 dakikadan sonra dökülüyor. Simit Sarayı olarak çayımızı sahiplendik.

Fastfood zincirine rakip olarak böyle bir Türk markasının çıkması gerçekten gurur verici. Ve bu markayı oluşturan arkasında bir Rizelinin olması ayrı bir gurur kaynağı… İleriye dönük hedefleriniz arasında neler var?

Biz işe yerel bir marka olarak başladık ama bir dünya markası olma yolunda ilerliyoruz. İnsanların ortak kanaatleri de Türkiye’den bir dünya markası çıkacaksa bunun Simit Sarayı olacağı yönünde. Bu yolda da sağlam adımlarla ilerliyoruz. Devletimiz 2034 yılına kadar, Türkiye’den 10 tane dünya markası çıkarmayı hedefliyor. 10 marka içinde dünya markası olmaya en yakın aday biziz. Yaptığımız yatırımla birlikte uçaklara ürün verme lisansı olan üç firma arasına girdik. Şu an hizmet verdiğimiz havayolu şirketleri arasında Sun Express ve Lufthansa var.

Rize simidi neden menüde yok?

Rize simidi geleneksel bir tat. Biz seviyoruz ama insanlar pek tanımıyorlar. Bir dönem bunu denedik ama genel olarak daha kabul gören ürünlere yöneldik. İlerideRize simidini menüye koymayı planlıyoruz.

Rize’de Simit Sarayı olacak mı?

Rize’de şubemiz yok çünkü öncelikle büyük şehirlerde yapılanmaya başladık. Ama şu anda Rize’den de başvuranlar olmaya başladı. Uygun teklifler gelmesi durumunda değerlendireceğiz.

Simit Sarayı’nı rakamlarla ifade etmek gerekirse neler söylersiniz?

Yurtiçi ve yurtdışındaki 200’ü aşkın mağazamızda 4 bin çalışanımız ile her gün 400 bin misafir ağırlıyoruz.

Rizeliler Dergisi hakkında düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?

Bir Rizeli olarak derginizi keyifle takip ediyorum. Emeği geçen herkese teşekkür eder, başarılarınızın devamını dilerim.

İletişim

İletişim
  • İletişimApa Giz Plaza Büyükdere Cad. No:191 34330 Levent / İSTANBUL
  • Telefon0212 398 0 398
  • E-Postailetisim@simitsarayi.com.tr
  • Web Sitesiwww.simitsarayi.com.tr
  • Kategori İş Adamı
  • Konum İstanbul
  • Etiket Nisan 2013, Rizeliler Dergisi, Röportaj, Simit Sarayı

Konum

Mehmet TARAKÇI
Yol tarifi alın

 

İletişim

Mehmet TARAKÇI
  • Tarafından muratuzun
  • E-Posta: muratuzun@rizeliler.com

Adınız (gerekli)

Epostanız (gerekli)

Konu

İletiniz